Mim (İngilizce'de meme) kelimesinin kökeni, Dawkins'in "Bencil Gen" (1976) adlı kitabında, bir özneden diğerine aktarılan ve çoğaltılan, genellikle belirli bir tema veya olguyu temsil eden sembolizmler içeren "kültürel aktarım birimi" (s. 199) olarak geçmektedir. Bu kavram 2013 yılında ilk defa internet bağlamında İnternet Mimi olarak adlandırılmış, "şakalar, söylentiler, videolar veya web siteleri gibi içerik öğelerinin İnternet aracılığıyla bir kişiden diğerlerine yayılması" olarak tanımlanmıştır (Shifman, 2013, s. 362). Günümüzde internet mimleri, farklı sosyal medya platformlarında, farklı formatlar ve içeriklerle paylaşılmaktadır. Metin, görsel ve mizahı bir araya getirerek gündelik sıradan deneyimleri de karmaşık tarihsel ve politik meseleleri de birkaç saniyede tüketilebilir hale getirir. Tam da bu erişilebilir ve hızlı yayılabilir yapıları sayesinde, kimlik gibi soyut ve kompleks meseleleri gündelik dile indirger, sıradanlaştırır ve normalleştirirler.
Dış gruplardan gelen dışlanma sonucunda doğan coğrafi, kültürel ve etnik kimlik karmaşasını yansıtan mimSosyal medya platformlarında mim kültürünün gelişmesiyle birlikte, çeşitli mim formatları veya kolektif mimetik kimlikler etrafında şekillenen çevrimiçi topluluklar ortaya çıkmıştır. Sembolik Etkileşim Teorisinin açıklamalarına paralel olarak bir tür ortak sembol veya jargon işlevi gören mimler, çeşitli çevrimiçi topluluklardaki sosyal etkileşimler yoluyla anlam yaratma ve söylem üretme sürecine katılabilir (Giorgi, 2021). Mimlerin hem mikro hem de makro düzeyde kültürel artefaktlar olarak işlev gördükleri, sadece kimlik temsilleri olarak değil, aynı zamanda inşa edicileri olarak da görev yaptıkları ve böylece küresel kültürel sermayemizin bir parçası haline geldikleri görülmüştür (Ebbs, 2017). Ayrıca sembolik bir otoriteyi temsil ederek ortak aidiyet bağlarını sürdürür, böylece anonim bir ortamda kolektif kimliği beslerler (Newton et al., 2022). Örneğin, sanat veya spor dallarında ortak ilgiye sahip insanların bir araya geldiği Instagram mim sayfalarına, politik mimlerin paylaşılıp üzerlerine tartışıldığı Discord sunucularına ya da aynı ülke veya coğrafi bölgede yaşayanlara yönelik mimler paylaşan Reddit topluluklarına internette sıkça rastlanabilir. Bu gruplar da gerçek hayattaki gruplar gibi belirli ortak normlara, ön kabullere veya hiyerarşik yapılara sahip olabilirler.
Ayrıca, çevrimiçi platformların dijital çağda önemli politik sosyalleşme araçları olduğu ve küresel çapta etkileşimler ve paylaşılan içerikler aracılığıyla kimlikleri ve davranışları şekillendirdiği gözlemlenmiştir. Jakubowski (2021) tarafından yapılan bir araştırma, gençlerin siyasi bilgileri öncelikle internetten edindiklerini ve sosyal medyanın bu konuda en önemli kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Online içerikler arasında, mimler en sık karşılaşılan siyasi içerik türleridir ve görsel ve mizahi formatlarıyla gençlerin dikkatini çekmektedir. Dikkat süresinin azaldığı ve hızlı bilginin daha çok talep edildiği bir internet ortamında gençler için doğal bir iletişim ve propaganda aracına dönüşürler. Fakat siyasi sosyalleşme için mimlere bu kadar dayanılması gençlerin olgunlaşma ve politik kimlik geliştirme dönemlerinde potansiyel manipülasyona, aşırıcılığa ve mimlerin genellikle indirgemeci doğasından dolayı kompleks siyasi gerçekleri kavramada zorluk yaşamalarına yol açabilir.
Modern toplumların önemli meselelerinin içerisinde olan ulusal kimlik ve aidiyet kavramları, günümüzde kurumların ve iletişim araçlarının demokratikleşmesi ile birlikte insanların sıkça kullandığı sosyal mecralar, tükettiği politik ve tarihi içerikler ve mensup oldukları çevrimiçi topluluklarla dijital alanlarda da şekillenmektedir. İnternet mimleri de çevrimiçi pratiklere politik ve kültürel anlamlar yükleyen önemli kültürel unsurlar olarak işlev görürler, ancak kimlik oluşumu üzerindeki etkileri yeterince araştırılmamıştır. Ülkemizdeki birçok gencin zihinlerindeki kimlik yapılanmalarını anlayabilmek için, mimler aracılığıyla tarihsel ve güncel Türk ulusal kimliğinin oluşumu ve müzakeresini araştırmak önem arz etmektedir.
Reddit, Instagram ve X gibi platformlarda Türkler ya da Türkiye temalı mimetik içerikleri düzenli olarak dolaşıma sokan hesaplara bakıldığında, Türk kimliğinin algılanışına ilişkin tekrar eden temsil kalıplarını ayırt etmek mümkündür. Bu içeriklerde öne çıkan temalar, ulusal kimliğin çağdaş internet kültürüyle etkileşim içinde kullanıcıların zihinsel dünyasında nasıl kurgulandığını ve yeniden biçimlendiğini görünür kılar. Türkiye'ye dair mimlerde gastronomik unsurlar, bayrak imgeleri, marşlar, tarihsel figürler ve kostümler ya da gündelik hayatta karşılaşılan sıradan nesneler üzerinden kurulan sembolik çerçeveler, "banal milliyetçilik" olarak kavramsallaştırılan (Billig, 1995) bir duygu rejimini yeniden üretir. Gündelik ve sıradan pratikler aracılığıyla işleyen bu milliyetçilik biçimi, geleneksel olarak okul, resmi törenler veya devlet medyası gibi kurumsal kanallarla ilişkilendirilse de, dijital mecralar ve çevrimiçi topluluklar bu sürecin güncel ve etkili aktörleri haline gelmiştir. Bu bağlamda internet, ulusal aidiyetin yalnızca temsil edildiği değil, gündelik etkileşimler içinde sürekli yeniden kurulduğu bir kültürel alan olarak değerlendirilebilir.
Mimler, özellikle Z kuşağına atfedilen baskın siyasal ve toplumsal eğilimlerin dolaşıma sokulduğu başlıca araçlardan biri haline gelmiştir. Bu içeriklerde toplum tasavvuru, devlet fikri, ekonomik koşullar ve gündelik hayatın yapısal gerilimleri yoğun göndermeler aracılığıyla yeniden çerçevelenir. Mizahın sağladığı estetik mesafe sayesinde söz konusu göndermeler hem eleştirel hem de paylaşılabilir bir form kazanır. Böylece mimler, hem kolektif bir özdeşleşme zemini üretir hem de güncel siyasal ve toplumsal gerilimlerin ironik fakat keskin bir dile tercüme edildiği bir alan haline gelir. Ayrıca Türk kimliği bağlamında tartışmalı etno-kültürel ve hatta ırksal aidiyet pozisyonlarıyla, örneğin Türkiye'de yaşayan bir Türk'ün Avrupalı, beyaz, Ortadoğulu veya Orta Asyalı olup olmadığı gibi meselelerle alakalı söylem ve diskur mimlerde sıkça üretilmektedir. Bunun yanı sıra, Batı ile karşılaştırmalar yaygın bir şekilde görülüp, baskın söylemler Batı'nın ekonomik refahına ve yaşam standartlarına ulaşma arzusu ile Batı'ya karşı kültürel ve tarihsel bir üstünlük iddiası arasında gidip gelmektedir.
ABD ve Çin teknolojik gelişmeleri sürdürürken geçmişin başarılarına takılı kalan Yunanistan ve Türkiye temsiliGenel olarak, Türk kimliğinin göreli ve ilişkisel doğası; düşman, dost veya rakip, üstün veya aşağı olarak sunulan diğer dış grup kimliklerin sıkça temsil edildiği mimlerde yaygın olarak gözlemlenebilir. Örneğin, Türk kimliği bazen Yunan'ın başlıca tarihsel düşmanı olarak karşısına, bazen de benzer kültür ve yaşayışa referans verilip yakın komşusu olarak yanına konumlandırılabilmektedir. Bunun yanı sıra, görelilik zamansal bir yerden okunup, milliyetçilik ve tarihsel yüceltme anlatıları ile (Bunlar mim üreticisinin ideolojisine bağlı olarak, büyük Orta Asya mirası, Osmanlıların yakın imparatorluk geçmişi veya Cumhuriyet'in ilk dönemleri gibi farklı türlerde karşımıza çıkabilir) güncel ekonomik, siyasi veya toplumsal düzeyde gerileme durumu arasında bir çatışma olarak da karşımıza çıkabilmektedir.
Bir diğer önemli nokta ise mimlerin politik mesajları iletmek, belirli ideolojilere yönlendirmek ve bu ideolojilere zemin hazırlamak için ironiyi kullanmalarıdır. Birçok araştırma, Batı'daki aşırı sağ grupların genç kitleleri ideolojilerine kazandırmak ve beyaz üstünlükçülük gibi aşırıcı görüşleri veya Büyük Yer Değiştirme Teorisi gibi komplo teorilerini normalleştirmek için mimlerde hiciv, mizah ve ironi kullandığını ortaya koymuştur (Dafaure, 2020; De Sadge, 2021). Bu retorikler, hiciv, mizah ve ironi sayesinde aşırılığı maskeleyip ciddiyetsiz veya mizahi olarak tüketiciye aktarılabilir. Bu yaklaşım, siyasi mesajların sınırlarını bulanıklaştırır, mesajlarını kamufle eder ve paylaşılmalarını ve yayılmalarını kolaylaştırır (DeCook, 2018; Kanashina, 2020). Benzer örüntülerin, Türkiye bağlamında da kullanıldığı görülür. Mizah hem siyasi mesajları daha çekici ve erişilebilir kılmakta hem de ideolojileri daha sindirilebilir bir hale getirmektedir. Mülteciler hakkında ayrımcı bir alt metin barındıran bir mimi ilk karşılaşmada yalnızca mizah çerçevesinde algılayan bir özne, benzer söylemsel kodlara sahip içerikleri tekrar tekrar "eğlence" niyetiyle tükettiğinde, bu içeriklerin taşıdığı siyasal mesajı zamanla sıradan ve kabul edilebilir bir yargı biçimi olarak içselleştirebilmektedir. Bu süreçte tekrar ve mizahın sağladığı mesafe, dışlayıcı söylemi görünmezleştirerek eleştirel mesafeyi zayıflatır; böylece başlangıçta ironik bir temsil olarak karşılanan içerik, giderek olağanlaşmış bir düşünce kalıbına dönüşebilir. Üstelik, mimlerde sunulan bu fikirler ve metinler, iç şakalar olarak işlev görerek, grup içi bağları ve kohezyonu inşa etmeyi ve güçlendirmeyi de sağlamaktadır (Greene, 2019).
Bu çerçevede mimler, yalnızca önceden mevcut inançların yansıtıldığı pasif yüzeyler değildir; farklı anlatıları kuran, dolaşıma sokan ve pekiştiren etkin söylemsel aygıtlar olarak işlev görürler. Mizahın ve ironinin sağladığı estetik mesafeyi, grup üyelerince paylaşılan örtük bilgi ve kabulleri seferber ederek ideolojik mesajları son derece erişilebilir bir formda yeniden üretirler. Bu erişilebilirlik, özellikle genç kullanıcılar nezdinde zenofobik eğilimlerin daha cazip ve toplumsal açıdan meşru görünebilecek bir çerçeve içinde sunulmasına imkân tanıyabilir. Bu durum, sosyal kimlik ve sembolik etkileşim yaklaşımlarıyla da uyumlu bir görünüm arz eder. Zira mimler, topluluk üyeleri arasında ortak bir dil ve referans repertuarı oluşturarak bireylerin kendilerini belirli ideolojik konumlar içinde tanımlamalarını kolaylaştırır. Aynı süreçte grup içi dayanışma güçlenirken, "dışarıda" konumlandırılan özneler simgesel düzlemde yeniden işaretlenir ve ötekileştirme pratikleri kültürel dolaşım içinde yeniden üretilir.
Son kertede, mimlerin salt eğlenceye indirgenemeyeceği açıktır; aksine, giderek yoğunlaşan çevrimiçi toplumsallık içinde kimlik inşa süreçlerine müdahil olan, ideolojik dünya tasavvurlarını tahkim eden ve kimi durumlarda ulusal anlatıların yeniden kurgulanmasına katkı sunan güçlü bir sosyo-politik işlev üstlendikleri görülmektedir. Dijital kültürün dönüşümü sürerken, mimler aracılığıyla dolaşıma giren kimlik politikalarının etkilerini kavramak; çevrimiçi mecraların gençlerin sosyalleşme biçimleri ve siyasal katılım pratikleri üzerindeki daha geniş yansımalarını çözümlemek; ayrıca bu yeni iletişim formları karşısında eleştirel medya okuryazarlığını güçlendirmek, güncel tartışmalar açısından belirleyici bir araştırma gündemi ortaya koymaktadır.
Kaynakça:
Billig, M. 1995. Banal Nationalism. Sage.
Dafaure, M. (2020). The "Great Meme War:" The Alt-Right and its multifarious enemies. Angles: New Perspectives on the Anglophone World, 10, 1-28.
Dawkins, R. (2006). The selfish gene 30th anniversary edition (3rd ed.). Oxford University Press. p. 199.
DeCook, J. R. (2018). Memes and symbolic violence: #proudboys and the use of memes for propaganda and the construction of collective identity. Learning, Media and Technology, 43(4), 485–504.
De Sadge, F. (June, 2021). The Central Role of Memes on Alt-Right Radicalisation in the Chanosphere, Security Distillery.
Ebbs, Morgan, "It me: Genre, identity, and the impact of memes" (2017). Paper and Posters Presentations. 13.
Giorgi, G. (2021, 21 Aug). Memes and identity. Meme Studies Research Network.
Greene, V.S. (2019). "Deplorable" satire: Alt-Right memes, White genocide tweets, and Redpilling normies. Studies in American Humor, 5, 31 - 69.
Jakubowski, J. (2021). Political socialization in meme times: Adolescents and the sources of knowledge concerning politics. Review of Education, Pedagogy, and Cultural Studies, 43(3), 254–274.
Kanashina, S. (2020). The Internet Meme as a Tool for Promoting Nationalism in the Network Society: The Case of "American Youth for Nationalism" Facebook Page. Adeptus, 15, 1-20.
Newton, G., Zappavigna, M., Drysdale, K., & Newman, C. E. (2022). More than Humor: Memes as Bonding Icons for Belonging in Donor-Conceived People. Social Media + Society, 8(1).
Shifman, L. (2013), Memes in a digital world: Reconciling with a conceptual troublemaker. Journal of Computer-Mediated Communication, 18(3), 362-377.