İran'ın Caydırılıcığının Çöküşü ve Yeniden Tesis Arayışı: 12 Gün Savaşı Sonrası Olası Senaryolar
Güvenlik ve Strateji Araştırmaları Programı22 Aralık 2025

İran'ın Caydırılıcığının Çöküşü ve Yeniden Tesis Arayışı: 12 Gün Savaşı Sonrası Olası Senaryolar

Haziran 2025’te bölge jeopolitiğini kökten sarsan 12 Gün Savaşı, İran’ın on yıllar içinde inşa ettiği caydırıcılık duruşunun test sahası olmuştur. Tahran’ın İran-Irak Savaşı’nın sona erdiği 1989 tarihinden bu yana, vekil örgütler ve füze sistemleri üzerine inşa ettiği caydırıcılık duruşu, bu savaşla birlikte iflas etmiştir.

Bu çöküş aniden gerçekleşmemiştir. 2024 yılının Nisan ayında Şam’daki İran diplomatik misyonunun vurulmasıyla başlayan, Sadık Vaat operasyonlarıyla tırmanan ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da suikasta uğramasıyla derinleşen süreç, İran’ın caydırıcılık duruşundaki zayıflıkları gün yüzüne çıkarmıştı. Ancak Haziran 2025’te yaşanan savaş, bu çatlakların basit operasyonel aksaklıklardan ibaret olmadığını aksine caydırıcılık politikasının stratejik anlamda iflas ettiğini ortaya koymuştur. İsrail hava kuvvetlerinin İran hava sahasında üstünlük sağlayarak serbestçe operasyon yapabilmesi, İran’ın vekillerinin İsrail’i cezalandırmada büyük oranda etkisiz kalması ve İran’ın balistik füzelerinin beklenen yıkıcı etkiyi yaratamaması, mevcut caydırıcılık paradigmasının başarısızlığını göstermiştir.

Bu rapor, İran’ın caydırıcılık duruşunun neden başarısız olduğunu ve Tahran’ın caydırıcılığın yeniden inşası sürecinde olası seçeneklerini ve cari yönelimlerini analiz etmektedir. İran-Irak Savaşı’nın sona erdiği 1989 tarihinden itibaren İran, vekil güçler ve füzeler aracılığıyla düşmana bedel ödetmeye odaklanan “cezalandırıcı caydırıcılık” mekanizmasına aşırı yatırım yaparken, saldırıyı fiziki olarak engelleyerek veya aşırı maliyetli hale getirerek düşmanın hedefe ulaşmasını zorlaştıran “engelleyici caydırıcılık” mekanizmasını ihmal etmiştir. İran’ın haddinden fazla odaklandığı nükleer olmayan cezalandırma tehdidinin, istihbarat ve konvansiyonel kapasite üstünlüğüne sahip bir düşmanı saldırmaktan alıkoymadığı görülmüştür.

Mevcut tablo, İran'ı bir yol ayrımına getirmiştir. Rapor, bu noktada İran'ın önündeki üç olası stratejik yönelimi tartışmaktadır:

  1. Konvansiyonel denge arayışı,

  2. Nükleer silah geliştirme,

  3. Mevcut caydırıcılık duruşunu, hava kuvvetlerini ve hava savunmasını güçlendirerek tahkim eden hibrit bir model.


Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde caydırıcılık kavramı ve Glenn Snyder’ın cezalandırıcı-engelleyici caydırıcılık ayrımı incelenmiştir. Bu ayrım, İran’ın caydırıcılığının niçin başarısız olduğunu açıklamak ve olası yönelimlerini tartışabilmek için uygun bir zemin oluşturmuştur. Ardından İran’ın stratejik kültüründe yerleşik olan sürekli tehdit algısı ve caydırıcılığın İran stratejik düşüncesindeki merkezi konumu ele alınmıştır. Bu bölümün son iki alt başlığında ise İran’ın 1989 yılından beri inşa ettiği caydırıcılık mimarisi analiz edilmiş ve bu caydırıcılığın 2024-2025 döneminde başarısız olması ve çökmesi, kronolojik olarak anlatılmıştır.

İkinci bölümde, İran’ın gelecekteki olası stratejik yönelimleri ve bu yönelimlerin etkileri üç farklı senaryo üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise İran’daki farklı yönelimlerin ve stratejik bir dönüşümün Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgesel çıkarları üzerindeki olası yansımaları değerlendirilmiştir.

okumak için tıklayınız

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.