Toplum ve Teknoloji #28
#28
Teknoloji ve Yapay Zeka Politikaları Programı15 Eylül 2025
"Sihirli" yapay zeka teknolojisinin arkasında çalışan görünmez eller kimin?

Toplum ve Teknoloji #28

Google'ın Yapay Zeka Ürünlerinin Görünmeyen İşçileri: Hız Baskısı ve Etik Sorunlar

Yapay zeka (YZ) ürünlerinin "akıllı" ve "sihirli" görünmesinin ardında, büyük bir insan emeği bulunuyor. Google'ın Gemini ve Arama'daki "YZ Genel Bakış" gibi ürünlerinin çıktısını değerlendiren, hataları düzelten ve zararlı içerikleri ayıklayan binlerce "YZ değerlendiricisi", görünmez bir orta katman iş gücünü oluşturuyor. Japon Hitachi'nin iştiraki olan GlobalLogic üzerinden sözleşmeli olarak çalışan bu işçiler, sistemin güvenilirliğini ve "insani" görünümünü sağlayan kritik bir rol oynuyor.

Hız Odaklı Çalışma Koşulları ve Kalite Sorunları

Metin yazarı Rachael Sawyer'ın deneyimi, bu işin yoğunluğunu ve zorluklarını gözler önüne seriyor. Başlangıçta kolay görünen görevler, zamanla artan bir hız baskısına dönüşmış durumda. Saatlik ücretleri ABD'de 16 ila 21 dolar arasında değişen bu değerlendiriciler, 500 kelimelik yanıtları okuyup puanlamak için ayrılan sürenin 30 dakikadan 15 dakikaya düşürüldüğünü belirtiyor. Bu tempo, içeriğin doğruluğunu kontrol etmeyi neredeyse imkansız hale getiriyor. Ancak şartlar daralsa da beklenti sürüyor.

Çalışanlar, yönergelerin sürekli değişmesinden, bilgilerin bilinçli olarak eksik verilmesinden ve hatta hassas konularda (örneğin, tıbbi veya finansal bilgiler) uzmanlıkları dışında görevlendirilmekten şikayetçi. En dikkat çekici noktalardan biri, yapay zeka güvenliği konusundaki standartların gevşetilmesi. Bir değerlendirici, eskiden "asla geçmeyen" bazı içeriklerin artık "kabul edilebilir" hale geldiğini belirtiyor. Özellikle, nefret söylemi gibi zararlı içeriklerin model tarafından üretilmediği, ancak kullanıcı tarafından getirildiği durumlarda ihlal sayılmayabileceğine dair yönergeler, riskleri artırıyor.

green and white wooden shelf

Bu yoğun ve güvencesiz çalışma ortamı, çalışanların kendi ürettikleri ürünlere olan güvenini sarsıyor. Birçok değerlendirici artık kendileri yapay zeka araçlarını kullanmaktan kaçınıyor ve çevresindekilere de bu araçlardan uzak durmalarını tavsiye ediyor.

Google, bu değerlendiricilerin sadece "harici geri bildirim" sağladığını savunsa da, uzmanlar bu durumun daha karmaşık olduğunu belirtiyor. DAIR'den (Distributed AI Research Institute) Adio Dinika, yapay zekayı "görünmez, vazgeçilmez ve kolayca gözden çıkarılabilir" bir orta sınıf emeğin üzerine kurulu bir "piramit" olarak tanımlıyor. Zira hem büyük yapay zeka şirketlerinde çalışan mühendisler hem de bu ekosistemin parçası olan beyaz yaka bu sistemin önemli bir parçası.

Sonuç olarak, yapay zekanın hızı ve karlılığı ön plana çıktığında etik ve güvenlik meseleleri ikinci plana atılıyor. Bu durum, yanlış tıbbi tavsiyeler, toksik içerikler veya anlamsız hatalar gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Yapay zekanın "sihirli" bir teknoloji olarak pazarlanması yerine, arkasındaki insan emeğinin koşullarının düzeltilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, bu teknolojinin parlaklığı, en çok da karanlıkta çalışanların gölgesini büyütmeye devam edecek.

Eğitimde Yapay Zeka Tartışması: Öğretmenlerin Yerini Alabilir mi?

Yapay zeka artık eğitim ortamlarının gündelik bir gerçeği haline gelmiş durumda. Ancak bu gelişme yapay zekanın öğretmenlerin yerini alıp alamayacağı tartışmasını da beraberinde getiriyor. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte bu soru hem velilerin hem eğitimcilerin hem de politika yapıcıların karşısına yeniden çıktı.

Pew Research Center’ın geçtiğimiz bahar ayında yayınladığı araştırmaya göre yapay zeka üzerine çalışan uzmanların yaklaşık üçte biri önümüzdeki yirmi yıl içinde öğretmenlik mesleğinin risk altında olacağını düşünüyor. Learning Policy Institute’un Temmuz ayında yayımladığı rapora göre, 2025 itibarıyla her sekiz öğretmen pozisyonundan biri ya boş kalıyor ya da alanında tam yetkinliği olmayan kişilerce dolduruluyor. Dolayısıyla yapay zekanın iş gücü somut bir mesele olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte eğitim politikası uzmanları, özellikle pandemiden sonra, öğretmenin sağladığı insanî bağın vazgeçilmez olduğunun altını çiziyor. Georgetown Üniversitesi bünyesindeki FutureEd’in direktörü Thomas Toch, öğrencilerin hem akranlarıyla hem aileleriyle hem de eğitim araçlarıyla yeniden bağ kurmaya ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Pandemi döneminde çevrim içi eğitimin yarattığı kopukluk, öğrencilerde ciddi psikolojik sorunlara yol açmıştı. Toch bu nedenle yalnızca makineler üzerinden kurulan bir eğitim ortamını “problematik” olarak nitelendiriyor. Benzer şekilde Jenkins de, öğretmenlerin yapay zekanın asla sunamayacağı otantik bağ kurma ve topluluk hissinin mevcut olduğunu söylüyor.

Yapay zeka bugün birçok öğretmenin işini kolaylaştıran pratik bir araç olarak kullanılıyor. Öğretmenlere ders planlamada yardımcı oluyor, öğrenci ödevlerini değerlendirirken zaman kazandırıyor ve idari yükü hafifletiyor. Bu açıdan bakıldığında, teknolojiyi doğru şekilde kullanan eğitimciler için yapay zeka öğretmenliği dönüştürücü bir destek unsuru haline geliyor. Ancak bunun sınırının net olarak çekilmesi gerekiyor.

Philadelphia örneği bu dönüşümün dikkat çekici bir göstergesi. Sadece birkaç yıl önce ChatGPT’nin yasaklanmasını tartışan öğretmenler ve yöneticiler, bugün Pennsylvania Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle “YZ 101” eğitim programı başlatmış durumda. Philadelphia Eğitim Müdürü Tony Watlington, bu yaklaşımı “YZ’dan saklanmıyoruz, onunla birlikte öğreniyoruz” sözleriyle açıklıyor. Ona göre yapay zekaya karşı sorumlu tutum, hem fırsatlarını keşfetmeyi hem de olası olumsuz sonuçlarını ciddiyetle takip etmeyi gerektiriyor.

Sonuç olarak, yapay zeka eğitimde giderek daha güçlü bir araç haline gelse de uzmanların ve öğretmenlerin üzerinde uzlaştığı nokta net. Öğretmenin yerini hiçbir teknoloji alamaz. Sınıfta insanî bağ, öğrencinin kendini görüldüğünü ve duyulduğunu hissetmesi, topluluk bilincinin oluşması yapay zekanın sunamayacağı temel bir değer olarak varlığını sürdürüyor. Yapay zeka, öğretmenin işini kolaylaştırabilir, zaman kazandırabilir ve dersleri zenginleştirebilir fakat eğitimde insan unsurunun yerini dolduramaz.

Devlet Görevlisi Olarak Yapay Zeka
Arnavutluk, dünyada bir ilke imza atarak tarihin ilk yapay zekalı devlet görevlisini atadı. İsmi Diella” (Arnavutçada “güneş ışığı” demek) olan bu dijital bakan yapay zeka ile alakalı gündemleri yöneten bir “yapay zeka bakanı” değil, doğrudan hükümetin satın alma ve ihale süreçlerini yönetecek bir “yapay zekalı kamu alımları bakanı.”

Başbakan Edi Rama’nın açıklamasına göre, bundan böyle devletin yol yapımında kullanılacak çimentodan ofis malzemelerine kadar tüm kamu harcamaları Diella üzerinden, adım adım, tamamen şeffaf ve yolsuzluğa kapalı biçimde yürütülecek. Rama, bu girişimi “bilim kurgu değil, Diella’nın görevi” sözleriyle tanıttı.

Diella yalnızca ihale süreçlerini yönetmeyecek. Aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden yetenekleri işe alarak, bürokrasideki önyargıları ve katılığı kırmaya da katkı sağlayacak. Ancak Diella’nın kamu alımları versiyonunun, halihazırda e-Albania devlet portalında vatandaşlara hizmet sunan Diella ile aynı teknolojik altyapıya sahip olup olmadığı kesin değil. Bazı kaynaklara göre ise Diella OpenAI ve Microsoft teknolojileri üzerine inşa edilmiş.

Portalda geleneksel Arnavut kıyafetleri içinde pembe-beyaz giysi ve başörtüsüyle tasvir edilen Diella’nın, yeni görevinde de benzer bir avatarla temsil edilip edilmeyeceği bilinmiyor. Üstelik Diella’nın yolsuzluğu önleme amacıyla devreye sokulmasına rağmen, kötü niyetli kişilerce manipüle edilmesi veya yanlış kararlar vermesi de ihtimal dahilinde.

Tüm risklere rağmen bu adım, yapay zekanın devlet yönetimine entegrasyonu konusunda tarihi bir deney olarak görülüyor. Diella, hem Balkanlar’da köklü bir sorun olan yolsuzluğa karşı bir test alanı hem de başka ülkeler için örnek teşkil edebilecek bir deneyim olabilir.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.