Toplum ve Teknoloji #75
#75
Teknoloji ve Yapay Zeka Politikaları Programı21 Ağustos 2026
Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı'nın merkezinde veri, hesaplama kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı bulunuyor.

Toplum ve Teknoloji #75

Yapay Zeka Eylem Planı Resmi Gazete’de

18 Ağustos 2026 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca kamuoyuna duyurulan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı belgesi, topyekün bir kalkınma ve egemenlik hamlesini içeren bir çerçeve çiziyor. Küresel ölçekte güç dengelerinin veri hakimiyeti, hesaplama kapasitesi ve algoritmik üstünlük üzerinden yeniden şekillendiği bu dönemde yayımlanan plan; Türkiye’nin teknoloji tüketen pazar sınırlarını aşarak bölgesel liderlik ve küresel rekabet iddiasına dayanıyor.

Belgenin kuramsal ve operasyonel çerçevesi, toplumun ve kurumların yapay zeka olgunluk düzeyini kademeli olarak yükseltmeyi amaçlayan dört ana eksen üzerine kurulu: Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet. Her bir eksenin altında dörder öncelikli eylemin tanımlandığı bu 16 adımlık yapı, birbirini besleyen katmanlı bir ekosistem mimarisini esas alıyor.

Bu mimari enerji, hesaplama donanımı, altyapı, modeller/veri ve uygulamalardan oluşan beş temel taşıyıcı sütunu; yetenek, kesintisiz finansman ve orantılı risk temelli güvenilirlik bileşenleriyle entegre ediyor. Bu sayede altyapıdaki bir kazanım doğrudan model geliştirmeyi, model geliştirmedeki yetkinliğinin sahada değer üreten kamu ve sanayi uygulamalarını besleyen dinamik bir zincire dönüştürmeyi hedefliyor.

Eylem Planının soyut temenniler yerine takvime bağlanmış, bütçelendirilmiş ve ölçülebilir somut eşikler içerdiğini söyleyebiliriz. Hedeflerin odağında yer alan insan kaynağı boyutu; e-Devlet entegrasyonlu ulusal değerlendirme mekanizmasıyla başlayarak 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi hedefine sahip. Bu yetiştirme süreci, iş gücü piyasasında yaşanabilecek otomasyon baskısını yönetmek adına çalışan dönüşümü ve mesleki yeniden yönlendirme hatlarıyla da desteklenmektedir.

Altyapı tarafında ise 2030 yılına kadar 1 GW veri merkezi kurulu gücüne, en az 1 EB depolama hacmine ve 100 Tb/sn ulusal omurga kapasitesine ulaşılması amaçlanıyor. Veri merkezlerinin yoğun elektrik ihtiyacı göz önüne alınarak sözleşmelerde en az %60 düşük karbonlu enerji şartı aranması ve “Herkes İçin GPU” programı ile araştırmacılara, KOBİ’lere ve girişimlere yılda 10 ila 20 milyon GPU-saat esnek erişim kredisi sunulması planın teknik gücünü pekiştiriyor.

Girişimcilik ve üretim ayağında temel araştırmadan ölçeklenmeye kadar uzanan zinciri finanse etmek amacıyla 10 milyar TL’lik Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile 15 milyar liralık Yapay Zeka Büyüme Fonu devreye alınması öngörülüyor. Türkiye’nin savunma sanayii, otomotiv ve makine imalatındaki mühendislik birikiminin insansı robotlar, otonom sürüş ve uç hesaplama gibi fiziksel yapay zeka alanlarına aktarılması hedeflenirken; sağlık, tarım ve afet verisi gibi yerel avantajlara dayalı sektörel temel modellerin geliştirilerek uluslararası pazarlara ihraç edilmesi teşvik ediliyor. Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında federe eğitim mimarisiyle ortak bir Türk dilleri büyük dil modelinin hayata geçirilmesi de Orta Asya’da etki alanının genişletilmesinin amaçlandığını.

Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nın getirdiği vizyon, dijital egemenlik kavramını somut bir iktisadi ve teknik programa dönüştürmesi açısından önemli. Plan, kamuyu doğrudan bir pazar oluşturucu ve ilk müşteri olarak konumlandıran “tara-pilotla-ölçekle” yaklaşımını benimsiyor. Kamu kurumlarında başarıyla test edilen yerli çözümlerin e-Devlet ve Devlet Malzeme Ofisi Tekno Katalog üzerinden ölçeklenmesi, tekno-girişimlere hem iç pazarda güçlü bir referans kazandırmış olacak hem de küresel pazarlara açılması için ihracata hazır paketler sunacaktır.

Diğer yandan, düzenleyici deney alanları (sandbox) uygulamasıyla finans, sağlık ve mobilite gibi kritik sektörlerde mevzuatın yeniliğinin alandaki ilerlemeyi yavaşlatmasının önüne geçilmesi, Avrupa Birliği’nin orantılı risk yaklaşımıyla uyumlu esnek bir zemin oluşturduğu belirtiliyor. Bu sürecinse Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Ulusal Yapay Zeka Kurulu tarafından yönetilmesi ve kamuya açık Ulusal Şeffaflık Portali üzerinden gösterge renkleriyle (yeşil/sarı/kırmızı) izlenecek olması, bürokratik koordinasyonun sağlanması ve hesap verilebilirlik adına önemli bir adım olacaktır.

Özetle bu eylem planıyla Türkiye’nin sanayi altyapısını, mühendislik potansiyelini ve veri varlığını tek bir stratejik potada eriten, bütüncül bir dijital bağımsızlık beyanıdır. Planın sahadaki başarısı, hedeflenen 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımının harekete geçirilmesine, yerli veri merkezleri ile yeşil enerji arzının hızla tesis edilmesine ve yetiştirilen nitelikli insan kaynağının yerel ekosistemde kalıcı değer üretmesini sağlayacak teşvik mekanizmalarının sürdürülebilirliğine bağlı olacaktır.

Yapay Zekanın Firefox’u Olmak

İnternet dendiğinde akla ilk olarak Google ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin arama motorları geliyor. Ancak internetin nasıl şekillendiğini anlamak için bu şirketlerin karşısında alternatif bir teknoloji ve organizasyon anlayışını savunan aktörlere de bakmak gerekiyor. Mozilla, bu açıdan oldukça özgün bir örnek. Yıllardır Firefox üzerinden açık bir web anlayışını savunan Mozilla, şimdi benzer bir yaklaşımı yapay zeka alanına taşımaya çalışıyor. Yapay zekanın internet gibi açık, erişilebilir ve farklı aktörler tarafından şekillendirilebilir bir altyapıya dönüşmesini sağlamak bu farklı yaklaşımın temelini oluşturuyor.

Web tarayıcıları alanında Google Chrome’un, Microsoft Edge’in ve diğer Chromium tabanlı tarayıcıların yaygınlaşmasıyla web’in teknik altyapısı büyük ölçüde Blink ortak ekosisteminde birleşti. Firefox ise Mozilla’nın geliştirdiği Gecko motoruyla bu yapının dışında kalan en önemli aktörlerden biri oldu. Bu sayede, web’in tek bir şirketin teknolojik tercihleri etrafında şekillenmesini engelleyen bir karşı ağırlık oluşturuyor.

Bu durum Mozilla’nın yapay zeka yaklaşımını anlamak açısından önemli. Çünkü Mozilla, yapay zekada da benzer bir merkezileşme tehlikesinin olma ihtimaline dikkat çekiyor. Bugün tüketicilerin yapay zeka deneyimi büyük ölçüde birkaç şirketin ürünleri üzerinden gerçekleşiyor. Bunların başını çeken ChatGPT, Claude ve benzeri kapalı sistemler, yapay zekanın kamuoyundaki algısını belirliyor. Ancak bu görünür tablonun altında farklı bir ekosistem gelişiyor. Açık kaynak ve özellikle açık ağırlıklı modeller, şirketlerin kendi altyapılarında çalıştırabilecekleri, değiştirebilecekleri ve ihtiyaçlarına göre özelleştirebilecekleri alternatifler yaratıyor.

Buradaki kritik ayrım, yapay zekanın bir ürün mü olduğu yoksa altyapı olarak mı görüleceğinde temerküz ediyor. Kapalı yapay zeka hizmetleri büyük ölçüde bir ürün mantığıyla sunuluyor. Bir şirkete ait modeli kullanıyor, onun altyapısına bağlanıyor ve belirli ölçülerde o şirketin sunduğu hizmete bağımlı kalıyorsunuz. Oysa açık modeller, yapay zekayı şirketlerin kendi altyapılarına taşımasına olanak tanıyor. Model indirilebiliyor, kurumun sistemlerinde çalıştırılabiliyor ve belirli ihtiyaçlara göre yeniden eğitilebiliyor. Özellikle finans, sağlık, kamu ve savunma gibi verinin nerede tutulduğunun kritik olduğu alanlarda bu fark stratejik hale geliyor.

Mozilla’nın dikkat çektiği nokta tam burada ortaya çıkıyor. Açık yapay zekanın maliyet avantajı sağlayan yapısı aynı zamanda kontrol ve egemenlik mekanizması olabilir. Bir kurum kendi verisinin nereden geçtiğini, hangi modelin kullanıldığını ve modelin nasıl değiştirildiğini daha fazla kontrol edebiliyorsa, yapay zeka sağlayıcısına olan bağımlılığını azaltabilir.

Krikorian’ın özellikle vurguladığı noktalardan biri, büyük yapay zeka şirketlerinin doğal olarak ekonomik açıdan en cazip pazarları optimize edeceği. Bu nedenle dünyanın farklı bölgelerindeki diller, kültürel özellikler ve yerel ihtiyaçlar her zaman öncelikli olmayabilir. Açık ağırlıklı modeller ise bu noktada farklı toplumlara kendi yapay zekalarını geliştirme imkanı verebilir. Bir model indirilebilir ve belirli bir ülkenin dili, mevzuatı, kamu hizmetleri veya kurumsal ihtiyaçları doğrultusunda yeniden uyarlanabilirse, yapay zekanın yalnızca birkaç küresel şirket tarafından tanımlanan bir teknoloji olmaktan çıkması mümkün hale gelir.

Bu noktada Firefox ile yapay zeka arasındaki paralellik daha da netleşiyor. Mozilla’nın Firefox üzerinden verdiği mesaj hiçbir zaman “Google’ı tamamen ortadan kaldıracağız” şeklinde olmadı. Firefox’un asıl işlevi, Google’ın web’in temel kurallarını tek başına belirleyemeyeceği bir ortamın korunmasına katkıda bulunmaktı diyebiliriz. Krikorian da benzer şekilde açık yapay zekanın mutlaka kapalı modelleri ortadan kaldırması gerekmediğini savunuyor. Açık modellerin küçük de olsa anlamlı bir kullanım alanına sahip olması, kullanıcıların model seçimi, veri kontrolü, hafıza ve yapay zeka ajanları üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayabilir. Bu yaklaşımın güçlü tarafı tam da burada. Teknoloji dünyasında rekabet çoğu zaman “kim daha iyi ürünü yapacak?” sorusu üzerinden ele alınıyor. Mozilla’nın ‘bu teknolojinin temel altyapısını kim kontrol edecek?’ sorusu ise mevzuyu daha temel bir yerden ele alıyor.

İnternetin tarihi, bu sorunun neden önemli olduğunu gösteriyor. Google arama pazarında, Meta sosyal medyada, Amazon ise bulut altyapısında son derece güçlü konumlara ulaşmış durumda. Buna rağmen Firefox’un varlığı, web’in tek bir altyapı kullanan kapalı bir ekosistemine dönüşmesini engelleyen unsurlardan biri oldu. Mozilla şimdi aynı mantığın yapay zeka için de geçerli olabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla Mozilla’nın yapay zeka vizyonunu “açık kaynak modeller daha ucuzdur” iddiasına indirgememek gerekir. Karşımızda daha geniş bir siyasal ve teknolojik öneri duruyor. Yapay zekanın birkaç şirketin kiraladığı bir hizmet olması opsiyonu karşısında farklı aktörlerin üzerine inşa edebildiği bir altyapı haline gelmesi önerisi.

Firefox’un web’de oynadığı rolün aynısının yapay zeka teknolojisinde sürdürebileceği henüz ortaya konmuş değil. Ancak Mozilla’nın yaklaşımı önemli bir gerilime işaret ediyor. Açık kaynak, teknolojik gücün merkezileşmesini sınırlayan bir strateji olabilir.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.