Türkiye’nin hizmet ticareti son yıllarda kayda değer bir büyüme sergilemiştir. 2024 yılında Türkiye’nin hizmet ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 11 artışla 117,2 milyar dolara ulaşmış, hizmet ithalatı ise yüzde 12 artışla 55,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir (TÜİK, 2024). Hizmetler dengesi 61,4 milyar dolar fazla vererek ödemeler dengesi bilançosunda cari açığa önemli bir pozitif katkı sağlamıştır. Dünya hizmet ticareti ise 2024 yılında yüzde 8,6 artış göstererek 8,8 trilyon dolara yükselmiş olup, Türkiye bu pastadan yüzde 1,32 pay alarak dünya sıralamasında 22. sırada yer almaktadır (DTÖ, 2024; Ticaret Bakanlığı, 2024).
Bu büyüme trendi 2018 yılından itibaren kesintisiz devam etmektedir. 20182024 dönemi içinde Türkiye’nin hizmet ihracatı özellikle seyahat, lojistik ve iş hizmetleri alanlarında önemli artışlar kaydetmiştir. 2024 yılı verilerine göre hizmet ihracatının sektörel dağılımında seyahat hizmetleri yüzde 48 payla (56,3 milyar dolar) ilk sırada yer almakta, bunu yüzde 35 payla (41 milyar dolar) lojistik ve taşımacılık, yüzde 5,9 payla diğer iş hizmetleri izlemektedir (TCMB, 2024; Ticaret Bakanlığı, 2024). Telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri ihracatı ise bir önceki yıla göre yüzde 37,8 artışla 5,3 milyar dolara ulaşmıştır.
Hizmet ihracatının alt kalemleri incelendiğinde, kültürel ve yaratıcı endüstrilerde önemli gelişmeler göze çarpmaktadır. 2024 yılında fikri mülkiyet hakları kullanım ücretlerinden elde edilen gelir 554 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir (TCMB, 2024). Görselişitsel ürünlerin (dizi, film, oyun vb.) yeniden üretilmesi ve dağıtım lisansları kapsamında 403 milyon dolar gelir elde edilmiştir (TÜİK, 2024; Ekonomim, 2024). Kişisel, kültürel ve eğlence hizmetleri sektörü ise 2024 yılının ilk on ayında 319 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir (Ekonomim, 2024). Ancak bu rakamların önemli ölçüde sınıflama farklılıklarından ve kayıt dışılıktan etkilendiği bilinmektedir.
Türkiye’nin dizi ihracatı özellikle dikkat çekici bir başarı hikâyesidir. Türk dizileri bugün 170’ten fazla ülkeye ulaşmakta ve 1 milyardan fazla izleyici tarafından takip edilmektedir (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2024). Bu dizilerin ülke tanıtımına ve turizme yaptığı katkı, doğrudan ihracat gelirlerinin çok ötesinde bir etki yaratmaktadır. Dizilerde gösterilen mekânlar, kültürel ögeler ve yaşam tarzı, Türkiye’ye yönelik turizm talebini artırmakta ve marka değerini güçlendirmektedir. Bu anlamda Türk dizileri, klasik reklam ve tanıtım yöntemlerinden daha etkili bir “yumuşak güç” aracı işlevi görmektedir. Dizi sektörünün yarattığı ekonomik çar-pan etkisi, hem istihdam hem de ilişkili sektörlere yayılan talep açısından önemli boyutlara ulaşmıştır.
Türkiye sanat piyasası ise küresel sanat ekonomisinin önemli ama veri açısından yetersiz bir bileşenidir. Küresel sanat piyasası 2023 yılında Art Basel ve UBS raporuna göre 65 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış, işlem hacmi 39,4 milyona çıkmıştır (Art Basel & UBS, 2024). Çevrim içi satışlar 11,8 milyar dolara yükselerek pazarın yüzde 18’ini oluşturmuştur. ABD yüzde 42, Çin yüzde 19, İngiltere yüzde 17 pazar payına sahiptir. Türkiye sanat piyasasının büyüklüğüne ilişkin ise resmi ve kapsamlı veriler bulunmamakta, piyasa değeri 45-300 milyon dolar aralığında tahmin edilmektedir. Bu geniş aralık, veri altyapısının zayıflığını ve kayıt dışılığın boyutunu göstermektedir.
Pandemi döneminin sanat piyasasında yarattığı dijital dönüşüm, Türkiye’de de hızla yaşanmıştır. 2021 yılında çevrim içi satışların galeri satışlarına oranı yüzde 90’a kadar yükselmiş, 2024’te yüzde 70 seviyesinde istikrar kazanmıştır (Dr. Zafer Özdem). Instagram üzerinden yapılan sanat satışlarının yıllık 5-20 milyon dolar arasında bir hacme ulaştığı tahmin edilmektedir. Ancak bu satışların büyük çoğunluğu kayıt dışı gerçekleşmektedir. Müzayede sektörü ise 2021 yılının ilk yarısında 198 milyon TL ciroya ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 137 büyümüştür (Dr. Zafer Özdem).
Instagram üzerinden yapılan sanat satışları, Türkiye’de önemli bir düzenleyici boşluk alanı oluşturmaktadır. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, sanat eseri alım-satımı yapanları yükümlü kılmakta ve belirli tutarın üzerindeki işlemlerde kimlik tespiti zorunluluğu getirmektedir. Ancak sosyal medya platformları üzerinden yapılan satışlarda bu dü-zenlemeler fiilen uygulanamamaktadır. Avrupa Birliği’nin 5. Kara Para Aklama Direktifi’nde 10.000 Euro üzeri işlemler için müşteri tanıma yükümlülüğü getirilirken, Instagram satışlarında böyle bir kontrol mekanizması bulunmamaktadır.
MASAK’ın değerlendirmelerine göre sanat sektörü kara para aklama riski taşıyan alanlar arasında yer almaktadır. Ancak sektörün denetim ve raporlama performansı çok zayıftır. Sanat eserlerinin değerinin subjektif olması, küçük hacimlerde yüksek değer taşınabilmesi, alıcı-satıcı bilgilerinin gizli tutulabilmesi ve uluslararası ticarete uygunluğu, bu riski artıran unsurlardır. ABD Hazine Bakanlığının 2022 raporunda da çevrim içi sanat piyasasının kara para aklama açısından yüksek risk taşıdığı vurgulanmıştır.
Kültürel hizmetler sektöründeki kayıt dışılığın yapısal nedenleri arasında vergi sisteminin karmaşıklığı ve caydırıcılığı, yüksek sosyal güvenlik primleri, küçük işlem tutarları, zayıf denetim kapasitesi ve platform ekonomisinin nakit alternatifi sunması yer almaktadır. Sektörde çalışanların yüzde 70’inin serbest çalışan (freelancer) statüsünde olması, kayıt dışılığı kolaylaştırmaktadır. Kayıt dışılık özellikle canlı müzik performansları (düğün, kafe vb.), küçük ölçekli serbest tasarım işleri, sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren sanatçılar ve etkinlik performansçıları arasında yaygındır. Kayıt dışılığın düşük olduğu alanlar ise büyük prodüksiyon şirketleri, yayınevleri ve ajanslar, yüksek gelirli kurumsal sanatçılar ve ihracat teşviklerinden yararlanmak için kayıtlı çalışan işletmelerdir. Devlet teşvikleri, vergi avantajları ve uluslararası ödeme sistemlerinin gerektirdiği formalite, bu alanlarda kayıt içi kalma motivasyonunu artırmaktadır. Ancak küçük ölçekli, bireysel ve yerel pazar odaklı faaliyetlerde kayıt dışılık baskın bir özellik olarak devam etmektedir.
Sosyal medya üzerinden sanat satışlarının yarattığı riskler sadece vergi kaybı ve kayıt dışılıkla sınırlı değildir. Sahte eser dolaşımı, telif hakkı ihlal leri, tüketici korumasının eksikliği ve kara para aklama potansiyeli önemli sorunlar oluşturmaktadır. Bir sanat eserinin özgün olup olmadığının tespiti, fiziksel inceleme ve uzman değerlendirmesi gerektirmektedir. Instagram üzerinden yapılan satışlarda ise bu tür kontroller genellikle yapılamamaktadır. Ayrıca platformlar, geleneksel müzayede evleri veya galerilerin tabi olduğu düzenlemelere tabi değildir.
Türkiye’nin hizmet ticaretindeki büyüme, özellikle kültürel ve yaratıcı endüstrilerde önemli potansiyel ba-rındırmaktadır. Ancak bu potansiyelin tam olarak değerlendirilebilmesi için veri altyapısının güçlendirilmesi, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi ve dijital platformlarda faaliyet gösteren aktörlerin düzenleyici çerçeveye dâhil edilmesi gerekmektedir. FATF (Mali Eylem Görev Gücü) henüz sanat piyasasını belirlenen mali kuruluş dışı işletme ve meslekler (DNFBP) kapsamına tam olarak dâhil etmemiş olsa da, bu yönde uluslararası baskılar artmaktadır. Kültür Bakanlığı tarafından getirilen izin ve onay süreçlerinin sosyal medya platformlarında fiilen uygulanamaması, düzenleyici boşluğu derinleştirmektedir.
Sektörün geleceği açısından en kritik ihtiyaç, şeffaflık ve hesap vere-bilirliktir. Kayıt dışılıkla mücadelede sadece cezai yaptırımlar değil, kayıtlı çalışmanın teşvik edilmesi, vergi ve sosyal güvenlik yükünün makul seviyelere indirilmesi ve dijital platformlar için uygun düzenleyici çerçevelerin oluşturulması gereklidir. Avrupa Birliği’nin getirdiği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasası (DMA) gibi düzenlemeler, Türkiye için de referans model oluşturabilir. Özellikle platform ekonomisinde faaliyet gösteren sanat satıcılarının vergi ve raporlama yükümlülüklerinin netleştirilmesi, hem vergi gelirlerini artıracak hem de sektörün uluslararası standartlara uyumunu sağlayacaktır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin hizmet ticaretindeki büyüme trendi, özellikle turizm ve lojistik sektörlerinin gücüyle sürmektedir. Kültürel ve yaratıcı endüstriler ise ciddi bir potansiyel barındırmakta ancak kayıt dışılık, veri yetersizliği ve düzenleyici boşluklar nedeniyle bu potansiyel tam olarak değerlendirilememektedir. Dizi ihracatının başarısı, yaratıcı endüstrilerin ne kadar güçlü bir ekonomik ve kültürel etki yaratabileceğini göstermektedir. Sanat piyasasında ise dijital dönüşüm hızla yaşanmakta, ancak bu dönüşüm beraberinde önemli düzenleme ve denetim ihtiyaçlarını da getirmektedir. Sektörün sürdürülebilir büyümesi, veri altyapısının güçlendirilmesi, kayıt dışılıkla mücadele ve dijital platformların düzenleyici çerçeveye dâhil edilmesine bağlıdır.
KAYNAKÇA
Art Basel & UBS. (2024). The Art Basel and UBS Global Art Market Report 2024 [2023 yılı verileri]. https://www.artbasel.com
Ekonomim. (2024, Aralık). Dizi ve oyunda dış ticaret açığı arttı. https://www.ekonomim.com
Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2024). Bakan Ersoy: Türk dizileri 170 ülkede 1 milyar izleyiciye ulaştı. Bozdağ Film Platoları ziyareti basın açıklaması.
Mali Suçları Araştırma Kurulu [MASAK]. Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı.
Özdem, Z. (Dr.). Türkiye sanat piyasası müzayede verileri ve dijital dönüşüm analizleri. Sektör uz-manı değerlendirmeleri.
T.C. Merkez Bankası [TCMB]. (2024). Ödemeler Dengesi İstatistikleri. https://www.tcmb.gov.tr T.C. Ticaret Bakanlığı. (2024). Hizmet Ticaret İstatistikleri. https://ticaret.gov.tr/hizmet-ticareti
Türkiye İstatistik Kurumu [TÜİK]. (2024). 2024 Yılı Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri. ht-tps://www.tuik.gov.tr
Dünya Ticaret Örgütü [DTÖ]. (2024). World Trade Statistics. https://www.wto.org
