İnsansız #5
#5
Teknoloji ve Yapay Zeka Politikaları Programı20 Şubat 2026
İnsansız Bülten Beşinci Sayı- 20 Şubat 2026

İnsansız #5

ALFA2026

İnsansız sistemler modern savaş doktrinlerini dönüştüren güç olma yolunda ilerliyor. Bu dönüşüme erken uyum sağlayarak sahada karşılık üreten ülkelerden biri de Türkiye.

Savunma Sanayii Başkanlığı, “ALFA-2026 Yapay Zeka, Kuantum ve Otonom Sistemler Tatbikatı”, kapsamında firmalara yönelik bir Bilgi İstek Dokümanı (BİD) yayımladı. Bu doküman, belirli alanlarda çalışan firmaların hangi kabiliyetleri bulunduğunu tespit etmeye yönelik bir çağrı niteliğinde.

ALFA-2026 tatbikatı ile insansız sistemler alanında faaliyet gösteren firmaların yeteneklerinin gerçek saha koşulları altında görülmesi, farklı firma ve alanlarda çalışan sistemlerin birlikte çalışabilirliği ve firmalara gerçek saha koşullarında test imkanı sağlanması amaçlanıyor. NATO İnnovation Continuum 2026 SHINE faaliyeti ile eş zamanlı yürütülecek farklı senaryolar ile gerçek saha koşullarında kabiliyetler sınanacak. Başlangıçta tespit edilen 6 senaryonun detayları ise çağrıya cevap veren firma/kurum/kuruluşların imkan ve kabiliyetlerine göre belirlenecek.

Senaryolar temelde birlikte çalışabilirlik, sürü yetenekleri, meskun mahal ve kapalı alan operasyonları, kritik su altı altyapılarının korunması ve İHA sürülerinin kuantum dağıtımıyla haberleşmesi gibi başlıklara odaklanıyor.

Günümüz mevcut harekat ortamında insansız sistemlerin çeşitlilik gösteren bir yapıda birlikte çalışabilmesinin öneminin altı çizilen çağrıda gerek hava, kara ve deniz platformlarının gerekse de farklı marka model insansız sistemlerin tek bir ortak kontrol istasyonuyla yönetilebilmesi, takip edilmesi ve elde edilen verilerin kıymetlendirilmesinin operasyonel verimliliği de artıracağı belirtiliyor.

Özellikle “Birlikte Çalışabilirlik” ve “Kritik Su Altı Yapılarının Korunması” faaliyetlerinde elde edilen ortak operasyonel resmin (COP) NATO merkezlerine gerçek zamanlı aktarılması ve STANAG-4817 uyumlu arayüzlerin kullanılması hedefleniyor. Bu durum, yerli ve milli sistemlerin kendi içinde olduğu kadar NATO standartlarında da entegre çalışabildiğini kanıtlaması açısından büyük önem taşıyor.

İHA sürülerinde güvenli iletişimin sağlanması amaçlı “İHA Sürülerinin Kuantum Anahtar Dağıtımı ile Haberleşmesi” senaryosunun da yer alacağı tatbikatta, klasik şifreleme yöntemlerinin ötesine geçen bir güvenlik mimarisi hedefleniyor. Kuantum mekaniğinin belirsizlik ve süperpozisyon yasalarından faydalanan Kuantum Anahtar Dağıtımı (QKD) teknolojisi sayesinde şifreleme anahtarları iki taraf arasında güvenli bir şekilde paylaşılarak iletişimdeki güvenlik açıkları minimize ediliyor. Bu senaryoda foton kaynakları ve kuantum durum hazırlayıcıları gibi özel donanımlarla donatılan İHA sürüleri, aralarında tespit edilmesi imkansız lazer linkleri (Serbest Uzay Optik-FSO) kuracak. Bu linkler üzerinden gerçekleştirilecek anahtar dağıtımı ile dinamik, kırılması imkansız ve güvenli bir ağ yapısının operasyonel ortamda hayata geçirilmesi hedefleniyor..

Toplanan bilgiler ALFA-2026’da icra edilecek senaryoların şekillendirilmesinde ve hangi sistemlerin sahada gösteri yapacağının belirlenmesinde kullanılacak. ALFA-2026 için yayımlanan BİD, çeşitli alanlarda NATO ile eş zamanlı faaliyet planlaması amacıyla hazırlandı.

AB’nin İHA ve İHA’ya Karşı Tedbir Güvenliği Eylem Planı

Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu binası ve AB Bayrakları, Anadolu Ajansı

Avrupa’da “Drone Wall” (Drone Duvarı) tartışması, tek bir sınır projesinden ziyade İHA tehdidinin kritik altyapıdan sınırlara kadar yayılan etkisi karşısında oluşan yeni bir güvenlik mimarisine işaret ediyor. Avrupa Komisyonu’nun 11 Şubat 2026’da yayımladığı “İHA ve İHA’ya Karşı Tedbir Güvenliği Eylem Planı”, bu tehdidi hem sivil iç güvenlik hem de savunma hazırlığı boyutlarında ele alan olayların önlenmesi, daha güçlü tespit, koordineli müdahale ve Avrupa’nın savunma hazırlığının güçlendirilmesi gibi ortak bir yaklaşım öneriyor.

Planın, neden şimdi yapıldığı sorusuna verdiği cevap, 2025 boyunca yaşanan olayların Avrupa’nın kırılganlığını görünür kılması. Komisyonun çerçevesi havaalanları, limanlar, ulaştırma merkezleri, kamuya açık alanlar, enerji güvenliği ve deniz emniyeti gibi alanlarda kötü amaçlı insansız hava araçlarının kullanımının ciddi kesinti riski yarattığını vurguluyor. 2025’te Kopenhag, Münih ve Brüksel’de yaşanan havaalanı aksaklıkları ve Polonya hava sahasını ihlal eden Rus İHA’ları gibi vakalar, tehdidin yalnızca Rusya-Ukrayna cephe hattıyla sınırlı kalmayıp Avrupa’nın kritik iç bölgelerinde de somutlaştığını gösteriyor.

Bu noktada İHA’ya karşı tedbir alınması meselesi, sadece bir düşürme ya da karıştırma (jamming) konusu olmaktan çıkıyor. Komisyon, yayımladığı eylem planında, sivil İHA’larda kimliklendirme ve kayıt süreçlerini güçlendirmek amacıyla 2026’nın üçüncü çeyreğinde bir “İHA Güvenlik Paketi” (Drone Security Package) önermeyi öngörüyor.

Eylem planının bir diğer kritik hattı tedarik zinciri güvenliği. Komisyon, İHA ve İHA’ya karşı tedbir sistemlerinde “yüksek riskli tedarikçi” bağımlılığını azaltmak için ortak risk değerlendirmeleri yapılmasını ve bunun sonucunda bir İHA ve İHA’ya karşı tedbir güvenliği araç kutusu (toolbox) geliştirilmesini öngörüyor. Bu yaklaşımın amacı, ülkelerin benzer güvenlik kriterleriyle hareket etmesini ve tedarikte daha az sürpriz yaşanmasını sağlamak. Ayrıca piyasada güvenli ekipmanı ayırt edebilmek için “AB Güvenilir İHA” etiketi (EU Trusted Drone Label) fikri de gündemde. Kısacası Brüksel, performans kadar kimin teknolojisi, hangi güvenlik standardıyla uygulanıyor sorusunu da merkeze alıyor.

Avrupa’nın ortaya attığı “Drone Duvarı” denilen güvenlik mimarisi, pratikte bir ağ kurma projesi. Mantık ise sınırda veya kritik tesislerin çevresinde farklı sensörler (radar, RF tespiti, kamera vb.) İHA’yı erken fark edecek ardından sistem, bunun izinli bir İHA mı yoksa şüpheli bir hedef mi olduğunu ayırt etmeye çalışacak. Şüphe varsa, ilgili kurumlar aynı ekranda aynı veriyi görerek hızlı karar verecek ve en uygun İHA’ya karşı tedbir adımı (izleme, bölgeden uzaklaştırma, karıştırma veya etkisiz hale getirme vs.) devreye girecek. Komisyonun eylem planı bu yüzden meseleyi veri entegrasyonu ve ortak işleyiş olarak tarif ediyor.

Sanayi ve finansman boyutu, bu planı makro yapan asıl unsur. Komisyon, İHA ve İHA’ya karşı tedbir alanında Avrupa’nın üretim kapasitesini büyütmek istiyor, yani iyi fikirlerin prototipte kalmaması gerektiğini belirterek seri üretime dönüşmesini hedefliyor. Bunun için sivil ve askeri aktörleri aynı masaya oturtacak bir Sanayi Forumu (D-TECT Forum) kurulması planlanıyor. Bu forumun amacı şirketleri, kamu kurumlarını ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirip yatırım, ortak tedarik ve standartlaşma gibi başlıklarda hız kazandırmak. Komisyon, İHA’ya karşı tedbirde başarının sadece iyi bir cihaz geliştirmekle değil o cihazı test edebilen, sertifikalandıran, satın alıp sahaya yayabilen bir sistem kurmakla geldiği mesajını veriyor.

Plan, yönetişim tarafında da somut adımlar tarif ediyor. Üye ülkelerde koordinasyonu hızlandıracak temas noktalarının güçlendirilmesi ve AB düzeyinde daha sistematik bir eşgüdüm kurulması hedefleniyor. Komisyonun yaklaşımı, gecikmenin çoğu zaman kurumlar arası görev paylaşımının net olmamasından kaynaklandığı tespitine dayanıyor. Bu nedenle ortak çalışma, ortak tatbikat ve sahaya hızlı destek verebilecek mekanizmalar üzerinden tekil çözümleri birlikte işleyen bir çerçeveye bağlama arayışı öne çıkıyor.

Eylem planı, İHA tehdidini kritik altyapı güvenliği, sınır güvenliği ve savunma hazırlığıyla birlikte ele alıyor. Bu yaklaşım, “Drone Duvarı” gibi kavramların ancak sahada ölçülebilir tespit kapasitesi, ortak işleyiş ve ölçeklenebilir tedarik zinciriyle anlam kazanacağını ima ediyor. Komisyonun çizdiği yön, iyi bir sistemi geliştirmekten ziyade o sistemi test eden, sertifikalandıran ve sahaya yaygın biçimde dağıtabilen bir Avrupa düzeni kurmaya odaklanıyor.

ABD’nin İHA Tedarik Reformu ve Ölçek Arayışı

ABD Savaş Bakanlığı

ABD, küçük sınıf İHA’ları artık sınırlı sayıda alınan yardımcı bir araç olarak değil, kuvvetin geneline yayılan temel bir kapasite olarak görüyor. Savaş Bakanlığının 6 Şubat 2026 tarihli metni, hedefi doğrudan tarif ediyor. 2027’ye kadar kuvvete toplam yaklaşık 300 bin İHA kazandırma amacı var ve bunun hızlı ve ucuz yapılması isteniyor.

Bu hedefin arkasındaki fikir basit. Ukrayna sahası, İHA savaşında üstünlüğün tek bir mükemmel platformdan değil, çok sayıda sistemin sürekli tedarik edilmesinden geçtiğini gösterdi. ABD bu yüzden teknoloji tartışmasını hangi model daha iyi çizgisinden çıkarıp, “nasıl hızla alıp yaygınlaştırırız” çizgisine taşıyor. Savaş Bakanlığı metninde bunun adı açıkça “drone dominance” (drone hakimiyeti) olarak konuyor.

Bu yaklaşımın en kritik parçası satın alma düzeni. Metin, tedarikte fiyatı düşürmek ve adetleri büyütmek için “eleme ve ölçek” mantığını öne çıkarıyor. Bu amaçla Şubat başında 25 tedarikçi seçildiği ve bu firmaların kuvvetin ihtiyacını daha hızlı karşılayacak bir yol haritasına dahil edildiği belirtiliyor. Yani ABD, piyasadaki çok sayıda küçük üreticiyi tek tek denemek yerine, erken aşamada bir havuz oluşturup buradan ölçeklenebilir olanları büyütmek istiyor.

İkinci kritik hat güvenli tedarik. ABD tarafında Blue UAS listesi, hangi İHA’ların güvenlik açısından kabul edilebilir olduğu sorusunun karşılığı. Blue UAS (onaylı/güvenli İHA) listesi, daha önce DIU (Savunma İnovasyon Birimi) tarafından yürütülürken 1 Ocak 2026 itibarıyla DCMA’ya (Savunma Sözleşmeleri Yönetim Ajansı) devredildi amaç, güvenli İHA tedarikini prototip aşamasından çıkarıp daha düzenli ve ölçeklenebilir bir satın alma sürecine bağlamak. Güvenli üretici havuzu büyütülmeden, büyük adetli alımlarda hem siber risk hem de tedarik bağımlılığı yönetilemiyor.

Üçüncü hat, birliğin sahada üretim ve uyarlama kapasitesi. Deniz Piyadelerinin HANX adı verilen ve kendi birlikleri içinde geliştirilen NDAA uyumlu 3D baskı İHA ile birlik seviyesinde üretim ve hızlı uyarlama yaklaşımını sahaya taşımayı hedefliyor. Resmi Marine birlik duyurusunda, HANX’in NDAA uyumlu olduğu ve güvenlik açısından arka kapı risklerine karşı daha dayanıklı tasarlandığı vurgulanıyor. Defense News de aynı örneği, NAVAIR onayı ve NDAA uyumu üzerinden doğruluyor. Bu, ABD’nin satın almanın yanında gerektiğinde birliğin kendi imkanlarıyla hızlı üretim ve bakım yapabilmesine de yatırım yaptığını gösteriyor.

Dördüncü hat, sürülerin yönetimi. ABD burada çok sayıda aracı aynı anda kullanma problemini yazılımla çözmek istiyor. DIU’nun duyurduğu “orchestrator” ödül çağrısı, herhangi bir askerin karmaşık eğitim olmadan sesli ya da metin komutlarıyla çoklu insansız sistemleri yönlendirmesini hedefliyor. Bu yaklaşım, sürünün kendisinden çok, sürüyü anlamlı bir şekilde kullandıran komuta-kontrol katmanına odaklanıyor.

Bütün bu başlıklar aynı sonuca bağlanıyor. ABD, İHA üstünlüğünü tek bir platform yarışı olmaktan ziyade bir üretim ve tedarik düzeni olarak ele alıyor. Hızlı alım, güvenli tedarikçi havuzu, sahada üretim ve bakım, sürü yönetimi gibi parçalar birlikte çalıştığında “ölçek” mümkün oluyor. Savaş Bakanlığı’nın metninin ana mesajı da bu çerçeveyi güçlendiriyor. İHA savaşında belirleyici olan, yeni bir aracı icat etmekten çok güvenli tedarik zinciriyle düşük maliyetli sistemleri hızla ölçekleyip bunları birliklerin günlük kullanımına yerleştirebilmektir.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.