İnsansız #9
#9
Teknoloji ve Yapay Zeka Politikaları Programı4 Ağustos 2026
İnsansız Bülten Dokuzuncu Sayı

İnsansız #9

Askeri Güç Hesaplarında İnsansız Faktörü

Son dönemde insansız sistemlerin yerleşmiş klasik askeri sistemlerle mali açından karşılaştırması sıkça görülüyor. Binlerce dolarlık İHA’larla yapılan saldırılarda milyonlarca dolarlık uçaklar, araçlar, enerji tesisleri, mühimmat depoları vb. imha edilebiliyor. Bunu özellikle Ukrayna-Rusya cephesinde görmek mümkün. Cephede insansız sistem saldırılarını ve bu alanda geliştirilen yeni nesil çözümleri görüyoruz.

Daha güneye indiğimizde, İran-ABD savaşının 28 Şubat’tan 8 Nisan’a kadar süren 39 günlük yoğun çatışma döneminde de benzer gelişmeler yaşandı. ABD, savaş sürecinde 13.000’den fazla hava saldırısı yaptığı İran’ın karşılık vermesini engelleyemedi. İran süreç boyunca ABD üssü bulunan çevre ülkelere karşı 2.200'ü aşkın füze ve 4.400'ü aşkın insansız hava aracı fırlattı. Körfez'deki ABD üslerine düzenlediği füze saldırılarında, bir adet E-3 Sentry erken uyarı uçağı imha edildi. Bu kayıp, uçağın 300 milyon dolarlık bedelinden bile daha büyük çünkü ABD'nin E-3 filosu artık yalnızca 15 uçağa inmiş durumda ve yerine yenisini koyacak program çok uzun yıllar alacak. İran’ın saldırılarında en az 8 ABD uçağının imha edildiği, birden fazla ABD radarının vurulduğu ve 7 askerin hayatını kaybettiğini görüyoruz.

Foreign Affairs’e yazan Center for a New American Security'den Paul Scharre’ye göre ABD’nin rakiplerine karşı üstünlük sağlamak için güvendiği teknolojik hakimiyet her geçen gün azalıyor. Stealth teknolojisi ve hassas güdümlü silahlarda büyük farklar yaratmış olsa da günümüz ve gelecek savaş konseptine ABD’nin ayak uydurmakta zorlandığı görülüyor. Makale’ye göre ABD’nin daha fazla düşük maliyetli İHA ve önleyici (interceptor) üretmesi, ayrıca yapay zeka rekabetinin gereklerine daha iyi uyum sağlaması gerekiyor.

Anadolu Ajansı

Günümüz savaşlarında maliyet hesabı tersine dönüyor. Yüz milyonlarca dolarlık bir platformu korumak için milyonlarca dolarlık mühimmat kullanılırken karşı taraf aynı saldırıyı on binlerce dolarlık araçlarla tekrar tekrar deneyebiliyor. Bu durum savunma tarafını ekonomik aynı zamanda lojistik olarak da yıpratıyor. Bir Shahed tipi İHA’yı 4 milyon dolarlık Patriot füzesiyle vurmak teknik olarak başarılı olabilir lakin uzun süreli çatışmalarda sürdürülebilir değil. Bu nedenle ABD’nin daha düşük maliyetli önleyicilerin üretimini artırması gerektiği belirtiliyor.

ABD’nin diğer ülkelerle arasındaki üretim ölçeğindeki fark da bir başka sorun. Ukrayna, yılda 4 milyon adet insansız hava aracı üreterek bu alanda ciddi bir güç olarak karşımıza çıkıyor. ABD Kara Kuvvetleri ise yılda yalnızca 50 bin dron tedarik ediyor. ABD’nin teknoloji, sermaye ve sanayi kapasitesi daha yüksek olsa da savunma üretim sistemi uzun yıllardır pahalı ve az sayıda üretilen platformlara göre şekillenmiş durumda. Küçük ve harcanabilir sistemlerde hız, sayı ve sürekli yenileme kabiliyeti öne çıkıyor. Bu nedenle geleceğin muharebe sahasında üstünlük, en gelişmiş aracı geliştirmek kadar onu binlerce ve hatta milyonlarca adet üretebilmekten geçecek.

İHA savaşının bir sonraki perdesi de otonom sürüler (swarm) olacak. Bugün birçok araç uzaktan kontrol ediliyor veya belirlenen rotayı takip ediyor. Ukrayna’da kullanılan bazı İHA’lar ise bağlantı kesilse dahi hedefe kalan birkaç yüz metreyi kendi başına gidebiliyor. Uzun menzilli sistemler, üzerlerindeki kameralarla arazi görüntülerini önceden yüklenen uydu görüntüleriyle karşılaştırarak GPS olmadan ilerleyebiliyor. Böylece elektronik harp ve sinyal karıştırma, İHA’yı durdurmak için tek başına yeterli olmuyor. Makaleye göre bu teknolojilerin sürü halinde kullanılması savaş alanındaki baskıyı daha da artıracak. Yüzlerce veya binlerce İHA, hedefleri arayabilecek, savunmayı farklı yönlerden eş zamanlı saldırılarla zorlayabilecek ve kendi aralarında görev paylaşımı yapabilecek. İnsan operatörlerin tek tek araç kullanmasından ziyade bir komutanın bütün bir sürüye görev verdiği yapılar öne çıkacak. Bu da merkezi ve hiyerarşik komuta modellerinin daha esnek yapılara dönüşmesini gerektirecek.

Bütün bunlar askeri gücü ölçme biçimlerinin de değiştiğini gösteriyor. Gemi, uçak ve asker sayısı önemini korusa da üretim hızı, maliyet, işlem gücü, ağlar ve kayıpları telafi etme kabiliyeti artık belirleyici hale geliyor. Geleceğin savaşlarında üstünlük, en pahalı platformlara sahip olmaktan çok ucuz sistemleri büyük ölçekte üreten, otonom hale getiren ve yeni teknolojileri doktrinine hızla uyarlayan tarafta olabilir.

NATO’nun İnsansız Sistemlere Karşı Koruma Kalkanı

Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’nde Letonya, Litvanya ve Estonya istediğini aldı. Geçtiğimiz sene Baltık ülkelerinde yaşanan dron olayları sonrası iki ülke NATO’nun ittifakı bu sistemlere karşı koruması gerektiği konusunu dile getirmişti. Zirve kapsamında düzenlenen NATO Savunma Sanayii Forumu’nun en önemli konu başlıklarından biri Türkiye’nin de içinde yer alacağı savunma girişimi oldu.

Zirvede duyurulan NATO Drone Edge girişimi kapsamında ittifak ülkeleri, önümüzdeki beş yılda dron karşıtı sistemlere 40 milyar doların üzerinde yatırım yapacak. Plan yalnızca yeni sistemlerin satın alınmasını kapsamıyor. İnsansız hava araçlarının erken tespiti, kimliklendirilmesi, elektronik harp yoluyla engellenmesi ve gerektiğinde önleyici sistemlerle vurulması için katmanlı bir savunma yapısı kurulması hedefleniyor. NATO bu süreçte test edilmiş, ittifak sistemleriyle uyumlu ve hızlı şekilde satın alınabilecek çözümlerin yer alacağı ortak bir dron karşıtı sistem pazarı da oluşturacak.

NATO’nun bu noktaya gelmesinde Baltık hava sahasında art arda yaşanan olayların etkisi büyük. Letonya, Litvanya ve Estonya savunma bakanları, geçtiğimiz sene mart ayında yabancı İHA’ların NATO hava sahasını ihlal etmesinin ardından çok katmanlı hava savunmasının güçlendirilmesini ortak açıklamayla talep etmişti. Mayıs ayında Rusya’dan Letonya hava sahasına giren iki İHA ülke topraklarına düştü. Haziran ayında ise başka bir insansız hava aracı NATO Baltık Hava Polisliği uçakları tarafından vuruldu.

Yaşananlar küçük bir İHA’nın bile savaş uçaklarını harekete geçirebildiğini, sivil uyarı sistemlerinin devreye sokulmasına neden olduğunu ve geniş bir bölgede hava güvenliğini etkileyebildiğini gösterdi. Üstelik klasik hava savunma sistemleri, düşük maliyetli ve çok sayıda gönderilebilen İHA’lara karşı her zaman ekonomik bir çözüm sunmuyor. NATO’nun yeni yaklaşımı bu nedenle radarların, elektronik harp araçlarının, komuta kontrol ağlarının ve düşük maliyetli önleyicilerin birlikte çalışacağı bir yapı üzerine kuruluyor. NATO’nun Katmanlı İHA Karşıtı Sistemler Girişimi de sensörleri ve etkisiz hale getirme araçlarını ortak bir savunma mimarisi içinde birleştirmeyi amaçlıyor

Planın bir diğer ayağı ise eğitim. NATO, 2027’nin sonuna kadar eğitilen dron operatörü sayısını beş katına çıkarmayı hedefliyor. NATO Flight Training Europe programı da İHA operatörlerini kapsayacak şekilde genişletilecek. Böylece ittifak ülkelerinin bu sistemleri ortak standartlarla kullanabilmesi ve farklı ülke unsurlarıyla birlikte görev yapabilmesi amaçlanıyor.

Ankara’da alınan karar, dron tehdidinin doğrudan NATO’nun kolektif savunma planlarına girmiş durumda olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Baltık ülkelerinin talep ettiği koruma sensörlerden elektronik harbe, düşük maliyetli önleyicilerden ortak eğitim ve tedarike uzanan katmanlı bir kalkan olacak.

Türkiye açısından planın en somut adımlarından biri Türkiye’de kurulacak İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, merkezin Konya’da kurulmasına karar verildiğini açıkladı. Zirve sırasında yaptığı konuşmada ise Türkiye’nin gerçek muharebe sahalarında edindiği İHA ve SİHA tecrübesini ittifaka aktaracak merkezin NATO’ya akredite edilmesini hedeflediklerini belirtti. Akreditasyon süreci ve merkezin ayrıntılı görev alanı henüz açıklanmadı ancak karar Türkiye’yi NATO’nun dron karşıtı eğitim, doktrin ve teknoloji geliştirme çalışmalarında merkezi bir konuma taşıması bekleniyor.

Konya’daki merkez ve Türk şirketlerinin dahil olduğu projeler değerlendirildiğinde Türkiye’nin rolünün sistem tedarik eden bir müttefikin ötesine geçmesi bekleniyor. Türkiye yeni dönemde sahip olduğu üretim kapasitesini, sahada edindiği insansız sistem tecrübesini ve dronlara karşı geliştirdiği çözümleri NATO’nun yeni savunma yapısına taşıyacak.

Astore Levante

Bayraktar TB3, kısa pistli gemilerden kalkış ve iniş kabiliyetiyle TCG Anadolu’nun hava gücünün merkezine yerleşti. 2024 yılında TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini gerçekleştiren platform, ardından gemi üzerinde tam otonom testlere ve gerçek mühimmatlı tatbikatlara katıldı. Son olarak NATO’nun Steadfast Dart 2026 Tatbikatı’nda TCG Anadolu’dan havalanarak Baltık Denizi’ndeki su üstü hedeflerini MAM-L mühimmatlarıyla vurdu.

Şimdi bu platform Avrupa’ya yeni bir isim ve yeni bir sistem mimarisiyle açılıyor. Baykar ve İtalyan savunma şirketi Leonardo’nun ortaklığıyla kurulan LBA Systems, Bayraktar TB3 temel alınarak geliştirilen ilk ürünü Astore Levante’yi Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı’nda tanıttı. Platform, TB3’ün altyapısını Leonardo’nun sensörleri, görev sistemleri ve yer kontrol istasyonuyla bir araya getiriyor

Astore Levante bu yönüyle TB3’ün yeniden adlandırılmış hali olarak görülmemeli. Platformun farklı kullanıcıların keşif, gözetleme, hedef tespiti, elektronik harp ve deniz görevlerine göre şekillendirilebilecek bir yapıya kavuşması hedefleniyor. İlk partinin üretimine Leonardo’nun tesislerinde başlandı ve sistemlerin yıl sonuna kadar İtalya’daki ilk kullanıcıya teslim edilmesi planlanıyor. Astore Levante ve KIZILELMA’ya yönelik endüstriyel faaliyetler Leonardo tesislerinde yürütülecek. TB2 ve AKINCI platformlarıyla ilgili çalışmalar ise Baykar’ın İtalya’daki tesislerinde gerçekleştirilecek.

Leonardo CEO’su Lorenzo Mariani’ye göre ortaklığın amacı farklı Baykar platformlarına Leonardo tarafından geliştirilen geniş bir faydalı yük ailesini entegre etmek. Mariani, LBA Systems’ın üretimi hızlandıracak, daha büyük bir savunma sanayisi altyapısı oluşturacak ve Avrupa ile küresel pazarlardaki talebi karşılayacak ölçeğe ulaşmasını hedeflediklerini belirtiyor. Bu açıklama, Astore Levante’nin tek başına geliştirilen bir platformdan çok daha geniş bir insansız sistemler ailesinin ilk ürünü olarak konumlandırıldığını gösteriyor. 

Baykar ve Leonardo ortaklığının bir diğer önemli ayağını ise insanlı-insansız müşterek görev kabiliyeti oluşturuyor. İngilizce “Crewed-Uncrewed Teaming” ifadesinin kısaltması olan CUC-T, daha önce yaygın şekilde kullanılan “Manned-Unmanned Teaming” yani MUM-T kavramının yerini almaya başlayan daha kapsayıcı bir kullanım. Kavram, mürettebatlı bir savaş uçağı ile bir veya daha fazla insansız platformun ortak veri ağı ve komuta kontrol yapısı içinde birlikte görev yapmasını ifade ediyor. Burada insansız sistem pilotun komutuyla keşif yapabiliyor, farklı bir bölgede hedef arayabiliyor, sensör verisi paylaşabiliyor veya riskli görevleri insanlı platformun önünde yerine getirebiliyor.

Bu kabiliyet K-SWARM programı kapsamında Leonardo’nun M-346 uçağı ile Bayraktar KIZILELMA arasında yapılan testlerde sahaya taşındı. KIZILELMA otonom taksi ve kalkışın ardından belirlenen noktaya ulaşıp M-346 formasyonuna katıldı. Leonardo, M-346’nın aviyonik sistemine bu görev için özel bir kullanıcı arayüzü entegre etti. Pilotlar bu arayüz üzerinden KIZILELMA’ya formasyon değiştirme, pozisyon alma, ayrılma ve yeniden birleşme komutları verdi. KIZILELMA ise komutları Baykar’ın Akıllı Filo Otonomisi algoritmalarıyla uyguladı. Geliştirilen arayüz pilotun durumsal farkındalığını korumasını, iş yükünün azalmasını ve otonom görevler üzerindeki insan denetiminin sürmesini sağladı. 

Farnborough’da paylaşılan sunumlar testin hazırlık sürecini de ortaya koydu. Algoritmalar ve kokpit arayüzü önce sanal ortamda doğrulandı, ardından canlı uçuş testlerine geçildi. İki hava aracı arasındaki veri alışverişi ise Leonardo’nun çok etmenli yapay zeka mimarisi üzerine kurulu Tactical Cybersec Platformu ile korundu. Böylece uçuş uyumunun yanında komuta kontrol, veri güvenliği ve pilot denetimi de birlikte sınandı.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.