Toplum ve Teknoloji #33
#33
Teknoloji ve Yapay Zeka Politikaları Programı20 Ekim 2025
Yapay zekanın propaganda kabiliyeti ve Avrupa'nın yapay zeka çıkmazları

Toplum ve Teknoloji #33

Yapay Zeka Propagandayı (Henüz) Beceremiyor mu?

Bir ideolojiyi, düşünceyi ya da amacı yaymak uğruna bilginin çarpıtılması yeni bir olgu değil. Bilgi manipülasyonu her dönemde güç mücadelelerinin merkezinde yer almıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma Cumhuriyeti’nin çöküş sürecinde Octavianus, rakibi Marcus Antonius’u itibarsızlaştırmak için kapsamlı bir propaganda kampanyası yürütmüştü. Ordularını motive etmek için Antonius’un aslında bir büyücü olan Kleopatra’nın etkisi altında olduğu fikrini yayıyordu.

Modern dönemde matbaa, radyo, televizyon, vb. her teknolojik gelişme propagandanın etki alanını ve hızını artırdı. İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşması ile propagandanın ölçeği görülmemiş seviyelere vardı.

Bugün ise yapay zeka teknolojilerinin insanları yönlendirme, manipüle etme tehlikesi sürekli dillerde. Algoritmaların gücüyle beslenen bu yeni nesil propaganda, öncekilerden çok daha sofistike, kişiye özel ve tehlikeli bir potansiyel taşıyor. Ancak bu yeni yöntemlerin yetkinliği henüz kanıtlanmış değil.

Geleneksel propaganda yöntemleri genellikle geniş kitlelere tek bir mesajı ulaştırmaya odaklanır. Bir poster, bir radyo anonsu veya bir televizyon reklamı herkes tarafından aynı şekilde tüketilirdi. Yapay zeka destekli propaganda, bu anlayışı terk ediyor diyebiliriz.

Korkularımızı, umutlarımızı, önyargılarımızı ve zaaflarımızı dev veri setleri üzerinden analiz eden yapay zeka sistemleri, propagandayı doğrudan toplumun savunmasız noktalarına gönderilen mesajlara dönüştürüyor.

Bu yeni nesil operasyonların teoriden pratiğe nasıl döküldüğünü gösteren güncel bir vaka, Toronto Üniversitesi’ne bağlı Citizen Lab’in kısa süre önce yayınladığı raporda karşımıza çıkıyor. PRISONBREAK adı verilen operasyonu mercek altına alan rapor, İran rejimini istikrarsızlaştırma amacıyla yürütülen yapay zeka destekli bir dezenformasyon girişimini belgeliyor.

İran ile İsrail arasındaki 12 Gün Savaşı süresince yürütülen operasyonda, İsrail kaynaklı elliden fazla sahte X hesabı aracılığıyla yapay zeka üretimi görsel ve metinler kullanılarak, İran’da yaygın bir kargaşa ve istikrarsızlık hali bulunduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılıyor.

Operasyon, İsrail-İran gerilimi veya Tahran’daki bir hapishanede yaşanan patlama gibi olayları kendi anlatısı lehine manipüle ederek bir isyan çağrısı yapmayı hedefliyor. Bu vaka, yapay zekanın sofistike bir araç olarak nasıl kullanılabileceğine dair önemli bir örnek teşkil etse, sahte hesapların yaptıkları paylaşımların görüntülenme sayıları göz önüne alındığında, istenilen etkiyi oluşturmadığı açık. Hem saldırı altında halkın kenetlenme dürtüsü hem de propagandanın dijital okur-yazarlar tarafından kolay tespit edilebilir olması bu bilgi kirliliği yaratma isteğini beyhude bir çabaya dönüştürmüş gibi görünüyor. Bu da yapay zeka destekli propaganda çalışmalarının henüz yeterince işlevsel olmadığını gösteriyor.

Tartışmanın en can alıcı tarafında “deepfake” gibi sentetik medya teknolojileri yer alıyor. Gerçek kişilerin ses ve görüntülerinin kusursuza yakın bir şekilde taklit edilebildiği bu teknoloji, metin tabanlı dezenformasyonun çok daha ötesinde bir tehdit. Bir siyasetçinin hiç söylemediği sözleri sarf ettiği bir videonun viral hale gelmesi, toplumsal güveni temelden sarsabilir. Henüz büyük bir politik krize yol açmış kanıtlanmış bir deepfake vakası olmasa da, bu teknolojinin varlığı bile tek başına gördüğüne inanma ilkesini zayıflatmaya yetiyor.

Yapay zekanın propaganda alanındaki potansiyel gücünü ise ölçeklenebilirlik ve hızdan alıyor. İnsanlar tarafından yönetilen bir kampanya haftalar sürebilirken bot orduları saniyeler içinde belirli bir konuyu veya etiketi sistematik olarak dolaşıma sokarak yapay bir gündem yaratabiliyor. “Astroturfing” olarak bilinen bu yöntem, gerçek bir toplumsal tepki veya destek varmış gibi bir yanılsama oluşturarak kamuoyu algısını manipüle etmeyi amaçlıyor. Bu noktada yapay zeka, insanları tek tek ikna etmekten ziyade, genel tartışma iklimini ve neyin gündem olduğunu belirlemede daha etkili bir araç olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, yapay zekanın propagandanın yeni ve mutlak silahı olduğunu ilan etmek için henüz erken. Citizen Lab’in raporu gibi örnekler, bu teknolojinin kötüye kullanım potansiyelini ve denemelerini gözler önüne seriyor. Ancak bu denemelerin sahadaki gerçek etkinliği hala bir soru işareti. Konvansiyonel yöntemlerle yürütülen propagandanın modası geçmiş sayılmamalı. Nitekim yapay zekanın gücü ve kullanım alanları üzerinden yürütülen bu algı, yapay zeka teknolojilerinin yaptıkları üzerinden değil yapay zeka ismi kullanılarak örülmüş bir korku duvarı. Dolayısıyla karşımızdaki sorun, sadece teknolojinin kendisi değil aynı zamanda teknolojiyi nasıl algıladığımız ve bu algı dolayında onu nasıl yönlendirdiğimiz.

Avrupa’nın Son AI Hamlesi - Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Avrupa Birliği geçtiğimiz günlerde “ApplyAI” adıyla yeni bir yapay zeka stratejisi açıkladı. Bu strateji, yapay zekayı özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri merkezine alarak kritik sektörlere entegre etmeyi, böylece hem rekabet gücünü artırmayı hem de Birliğin teknolojik özerkliğini pekiştirmeyi amaçlıyor. Bu hamle özünde Avrupa’nın “stratejik özerklik” (strategic autonomy) arayışının yeni bir halkası. Brüksel, artık sadece güvenlik veya enerji alanında değil teknoloji alanında da ABD ve Çin’e bağımlılığını azaltmak ve Avrupa menşeli ürün ve hizmetleri kritik teknolojilerde de eltmek istiyor.

Fakat, “ApplyAI” gibi girişimler iddialı bir vizyonun parçası olarak sunulsa da, Avrupa’nın yeni ve etkili bir hamle yapabilecek siyasal irade ve ekonomik kapasiteye sahip olup olmadığı tartışmalı. Kıta, kendi bürokratik ritüelleri içinde dönüp dururken, yenilik iddiası ile durağanlık gerçeği arasındaki mesafeyi kapatamıyor.

AB Komisyonu’nun plan kapsamında duyurduğu 11 milyar dolarlık yatırım planı, sağlık, enerji, üretim, savunma ve tarım gibi sektörlerde Avrupa menşeli yapay zeka çözümlerinin kullanılmasını teşvik ediyor. “ApplyAI Alliance” adlı yeni platform ise üye devletleri, şirketleri ve araştırma kurumlarını bu dönüşüm sürecinde koordine etmeyi amaçlıyor.

Kaynak: Reuters

Washington ve Pekin arasında yaşanan teknoloji rekabeti giderek sertleşirken, Avrupa’nın bu iki kutup arasında sıkıştığı görülüyor. ABD’nin Çin’e yönelik ileri düzey çip ve üretim ekipmanlarına getirdiği ihracat yasakları ve buna bir karşılık olarak okunan Pekin’in nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlaması, küresel tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça gösterdi. Bu süreçte Avrupa, ne teknolojik üretimde ne de ham madde erişiminde belirleyici bir aktör olabildi. Nitekim elektrikli araçlardan savunma sistemlerine kadar her alanda dışa bağımlı bir yapı olması stratejik özerklik iddiasını da zayıflatıyor.

Brüksel’in ApplyAI ile hedeflediği, bir anlamda bu kırılganlığı onarmak. Yapay zeka, kuantum bilişim, mikroçip üretimi gibi alanlarda “Avrupa yapımı” teknolojiler geliştirmek ve dış tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmak istiyor. Fakat sorun sadece kaynak ya da regülasyon eksikliği değil. Avrupa’nın asıl zaafı karar alma süreçlerinde dağınıklık ve koordinasyon eksikliği. Ukrayna savaşı, göç krizi, enerji fiyatları veya savunma sanayii yatırımları gibi kritik konularda bile yekpare hareket edemeyen AB, şimdi dijital dönüşüm gibi çok daha karmaşık bir alanda birlik görüntüsü vermeye çalışıyor.

Bu durum, Avrupa’nın stratejik özerklik vizyonunu bir tür savunma refleksi haline getiriyor. Yani yenilikten çok küresel rekabette geride kalmama çabası ön planda. Bugün yapay zeka alanında standartları belirleme yarışı iki büyük aktör arasında şekilleniyor. ABD, dev teknoloji şirketleri üzerinden küresel yapay zeka normlarını tanımlamaya yönelirken; Çin, dev ölçekli yatırımlar ve veri temelli kalkınma stratejileriyle bu rekabette kendi kurallarını yazmaya çalışıyor.

Avrupa ise hala etik çerçeveler, regülasyon dengesi ve finansman paylaşımı gibi konularda yürüttüğü iç tartışmalarla meşgul. ApplyAI da birliğin kendi zeminini kaybetmemek için attığı geç kalmış adımlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.