Türkiye’nin En Eski Sivil Kültür Etkinliği: Mevlâna Anma Törenleri
#10
ODAK30 Aralık 2025

Türkiye’nin En Eski Sivil Kültür Etkinliği: Mevlâna Anma Törenleri

Mevlâna İhtifali1 yahut daha geleneksel adıyla Şeb-i Arus2 İhtifali, Mevlâna’nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled ile sevenlerinin ve ilk kuşak torunlarının sistemleştirdiği Mevlevilik tarikatının büyük dergâhlarında, yaklaşık altı asır boyunca hicri takvime göre ve geleneksel usullerle Mevlâna’nın vefat yıl dönümünde icra edilmiştir.3 Mevlevilik tarikatının gülbanglarından (kendi içinde kafiyeli Arapça-Farsça-Türkçe sözcüklerden oluşan dualarından) birisinin adı Şeb-i Arus Gülbangı’dır.4 Kamerî/Hicri aylardan Cemaziye’l-âhir ayının 5. gününde vefat ettiği kabul edilen Mevlâna’nın, Şeb-i Arus İhtifali de tekke ve zaviyeleri kaldıran 1925 yılındaki 677 sayılı kanundan önce tekke ve dergâhlarda hicri takvime göre yapılırdı. Bu durumda Mevlâna İhtifali, miladi takvime göre her yıl farklı bir günde hatta zamanla farklı aylarda ve mevsimlerde icra edilmiş olurdu. Cumhuriyetten sonra modern biçimlerle yapılmaya başlanan ihtifal, “Anma Törenleri” adını aldı ve 17 Aralık tarihine sabitlendi. Mevlâna’nın hicri takvimle 672 Yılı Cemaziye’l-âhir ayı 5. günde vuku bulan vefatı, 17 Aralık 1273 olarak çevrildi ve böylece kabul edildi.

Aslında İhtifal de Şeb-i Arus İhtifali sözcükleri de tasavvuf tarihinin bildiği ve farklı coğrafyalarda az çok benzer geleneksel biçimlerle can verdiği kavramlardır. Türkiye’yi merkez alarak düşünüldüğünde Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya Horasan’dan Hint alt kıtasına Türkistan’dan Balkanlar’a kadar tasavvuf ve tarikatların yaygın olduğu geleneksel dünyada Şeb-i Arus ve “İhtifal” sözcüğü kullanılırdı. Bu iki kavram Mevlâna’ya has olarak yapılan 1937 ve sonrası modern etkinlik biçimi olan Mevlâna Anma Törenleri dolayısıyla sadece Mevlâna’nın ve Mevleviliğin kültür ve kavram alanına aitmiş gibi daralmıştır.

Cumhuriyetin Tekke ve Zaviye Kanunu ile 1925’te kapattığı tekke ve dergâhların müntesipleri yine ilgili kanun uyarınca önceden sahip oldukları dinî ve sosyal statülerini gösteren çelebi, postnişin, şeyh, mürit, zâkirbaşı, meydancı, dede vb. isimlerini terk etmek zorunda kaldılar. 1926 yılında ise Konya’daki başdergâhı, “Mevlevî Asitanesi” ile Türk-İslam coğrafyasında bugün 30’dan fazla ülkenin sınırları içinde kalan ve büyük bir kısmı ayakta olan yaklaşık 150 Mevlevihane’yi altı asra yakın Celaliye vakfıyla idare eden Mevlâna evlatları çelebiler, Türkiye’den göç edip Çelebilik makamını ve Mevleviliğin idare merkezini Konya’dan Halep’e taşıdılar. 1925 Kanunu öncesindeki tarikatların dünyasında bu türden isimlendirmelerin çoğu, aynı zamanda birer vakıf olan tarikat yapılarında sadece manevi değil, maddi ve sosyal statülere de karşılık gelirdi. Fakat 1926 yılında Çelebilik makamı Türkiye dışına çıktığı için Türkiye dışındaki Mevleviler nezdinde bu sıfatı kullanmaya devam ettiler. Kendi manevi ve kültürel ortamı yasaklanan, ilgili vakıf sistemleri iptal edilen, maddi ve sosyal statüleri ifade eden isimlendirmeleri boşa çıkarılan tarikatların arasından kurumsallaşması altı asrı aştığı için en sağlam olan Mevlevilik; biraz da cumhuriyeti kuran iradenin başı Mustafa Kemal’in, Mevlâna türbesini kapatmak yerine 1926’da ziyaret edilebilir bir müzeye dönüştürme kararı ve yine cumhuriyeti kuran kadrolar içinde Mevlevilik bakıyesi bürokratların hoşgörüsü sayesinde hızlı davranarak 1937 yılında Konya’da Mevlâna İhtifalini başlattı. Bu sırada Mevlâna ailesi yani Mevlâna torunu çelebiler Halep’teydiler ve 1937’de başlatılan Mevlâna İhtifali’ne ancak 1980’li yıllarda gelip katılabilecekler, bundan hemen hemen on yıl sonra da Mevlâna adına yapılan bu törenlerde çelebi/Mevlâna torunu olarak konuşma yapabileceklerdir. 1980 sonrasında Halep’ten ve dünyanın farklı bölgelerinden Konya’ya gelip Mevlâna İhtifali’ne katılan Mevlâna Ailesi mensupları yine “Çelebi” olarak ağırlandılar.

Dönemin Konyalı aydınlarından ve Konya Belediye Başkanlarından kendisi de anne tarafından Mevlâna torunu ve Mesnevi mütercimi olan Muhlis Koner’in başlattığı Mevlâna İhtifali’ne hem Konya’dan hem Konya dışından 1925 Kanunu ile dinî ve sosyal statüleri ellerinden alınan Osmanlı bakiyesi Mevleviler ile Mevlâna sevenler katılır. Bu yıllarda önce Konya’da Konya Halkevi’nin yaptığı anma programları ve Halkevi Dergisi Mevlâna Özel sayıları İstanbul, Ankara, Afyon ve Kütahya gibi Mevlevi Dergâhı ve Mevlevilerin olduğu şehirleri de tetikler. Daha çok Mesnevi’den sohbetler, konferanslar ve şiir okumaları vb. etkinliklerle 1950 yılına kadar gelinir. Bu yıllar boyunca her yıl olmasa da iki ya da üç yıl da bir Konya’da yapılan modern Şeb-i Arus İhtifali, bazen bir sinema salonunda bazen bir kütüphanenin kitaplık odasında yapılmaktadır. Hemen her unsurunun gönüllülerce yerine getirildiği ilk ihtifallerde dönemin iletişim, ağırlama, ulaşım, konaklama vb. yapısal hususlar oldukça ilkel olarak kullanılır. İhtifalin duyurulup yaygınlaşmasından daha çok Osmanlı devrindeki gibi Mevlevilerin yol büyükleri Mevlâna’nın sevgisiyle bir araya gelme, birbirileriyle görüşme, bu arada cumhuriyet sonrası doğan, büyümekte olan evlatlarını Mevlâna’nın türbesinden, görüşlerinden ve hayatından haberdar etmek gibi amaçlar güderler.

1950 sonrası Adnan Menderes ve Demokrat Parti’nin siyasi vaatlerinde de yer alan, Türkiye’yi dinî ve manevi anlamda geliştirme, yeni nesilleri millî ve dinî karakterinden haberdar etme gibi vurguları Mevlâna İhtifalleri için bir dönüm noktası olur. Aynı yıllarda ezanın tekrar Arapça aslıyla okunması, imam-hatiplerin açılması, Kur’an’ın asıl diliyle okunması, Diyanet İşleri Başkanlığının kurumsallığının genişletilmesi gibi açılımlarından biri de Mevlâna İhtifali’nin devrim kanunlarına rağmen daha görünür kılınması, daha yaygın hâle gelmesidir. Mevlâna İhtifallerinin bugünkü biçimiyle gelişmesinde Adnan Menderes hükûmetlerinin attığı cesur adımların etkisi açıktır. Nitekim bu cesaretli adımlar Mevlâna İhtifali’nde müziğin ve semanın da önünü açmış, Konya’da Osmanlı bakıyesi semazenler ve dergâh müzisyenleri katılmasa da özellikle İstanbul’dan gelen Mevlevi müzisyenler ile semazenler bu yıllarda yapılan ihtifallerde görev almışlardır. İhtifal’in bu yıllarda iki günden bir hafta süren etkinliklere doğru büyüdüğü de belirtilmelidir. Yine 1951’den itibaren Mevlâna İhtifali gerek resmî gerek gayriresmî olarak uluslararası misafirlerini de ağırlamaya başlamıştır. Konya’nın, kültür endüstrisi ve gerekleri ile tanışması yine bu yıllardadır. Ulaşım, konaklama, otel, etkinlik alanı, iletişim araçları, yemek-ikram vb. alanlardaki gelişmesi, yine Konya’ya has halı-kilim, keçe, testi vb. ürünlerin uluslararası kültürel ticarete girmesi bu yıllardadır. Özelde Mevlâna ve genelde Türk tasavvufu, tarikatların yapısı vb. sosyal bilim alan çalışmalarında uluslararasılık da bu yıllarda hızlanmıştır.5 Avrupa’daki medya ve üniversite enformasyonunda hızla yer alan Mevlâna ve Mevlevilik ile Mevlâna İhtifali, yine 1950’ler bitmeden ilk kültürel ürünlerini ihraç etmeye başlamış, 1960’larda bu ihracata Mevlevi Mukabelesi, Sema Ayini, Mevlevi Müziği de katılmış, bu durum Mevlevi Müziği -ayini- icra edebilen, sema çıkarmış semazen ve dede ihtiyacını da doğurmuştur. Bu yüzden 1925 ila 1960 arasında ihtifalleri icra eden Osmanlı’dan kalma Mevlevi müziğinde yetişmiş müzisyenler ve semazenler, bu yeni ihraç kalemi için kendi alanlarında yeni isimler yetiştirmek için kurslar düzenlemeye başlamıştır.

1937’den 1970 yılına kadar eskilerin, gönüllülerin ve yeni meraklıların gayret ve emekleriyle yürütülen Mevlâna İhtifali, Konya Belediyesinin katkıları ve Mevlâna sevenlerin bağışlarıyla finanse edilmiştir. Bu yıllarda Feyzi Halıcı’nın6 kurduğu Konya Kültür ve Turizm Derneği hem yerelde hem ulusalda hem de uluslararası düzeyde Mevlâna İhtifali’ni tertip etmiş, bugünkü Mevlâna’yı anma törenlerinin neredeyse bütün içeriğine ve biçimlerine son şeklini vermiştir.

2025 yılında modern etkinlik biçimi olarak 88.’cisi icra edilen Mevlâna Anma Törenlerinin kültürel diplomasi ve etki gücü açısından değerini de ilk defa gören ve buna yönelik çalışmalar yürüten Feyzi Halıcı’nın Konya Kültür ve Turizm Derneği olmuştur. Ülkemizin en köklü ve en güçlü kültür-sanat etkinliği olan Mevlâna İhtifali/Şeb-i Arus Etkinliği 88 yıllık tarihinde silahla, siyasetle, diplomasiyle aşılamayan birçok sınırı Mevlâna’nın ismiyle aşmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulaşmakta zorlandığı birçok isme ve coğrafyaya Mevlâna ile ulaşmıştır. Mevlâna İhtifali’nin bugüne kadar en gözden kaçan yanlarından biri budur. Siyasi ve dinî önderlerden dünyaca meşhur, sanatçı, gazeteci, akademisyen ve benzerlerine kadar sayısız sayıda misyon şefi, bu yıllar boyunca Konya’da ağırlanmıştır.

Mevlâna İhtifali, Konya Kültür ve Turizm Derneği ile Konya Belediyesinin tertibiyle, Konya Valiliği başkanlığında ve Selçuk Üniversitesi ortaklığıyla yürütülürken 1989 yılında Konya’nın büyükşehir olması, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Konya Türk Tasavvuf Müziği ve Sema Heyeti’nin kurulması, Mevlâna Anma Törenlerine yeni ve farklı bir boyut kazandırmıştır. Merkezî hükûmetin bakanlık aracılığıyla Mevlâna Anma Törenlerine dâhil olması, Mevlevi geleneğindeki sema ve müziğin icrasına kalite getirirken, törenlerin uluslararasılık, kültürel diplomasi ve kültür endüstrisi açısından ivmesini yavaşlatmıştır.

Mevlâna Anma Törenlerinin uluslararası kültürel endüstrinin parçası olmasında UNESCO’nun Mevlâna’nın vefatının 700. yılı için 1973’te, daha sonra ise doğumunun 800. yılı için 2007’de ilan ettiği “Mevlâna Yılı” çalışmalarının büyük etkisi vardır. 2007 yılından sonra Mevlâna ve ilgili -neredeyse- her şey, yeni medya aracılığıyla hızla nesneleştirilirken Türkiye içinde ve dışındaki Mevlâna anma programları yüzünden ciddi bir merkezsizleştirme, anonimleştirme girdabına çekilmiştir. 2025 yılı itibarıyla önü alınamayan bu girdabın içinden çıkmakla ilgili her çalışma da son kırk yıldır Mevlâna ile ilgili anti-enformasyon yüzünden daha vahim hâle gelmiştir.

Mevlâna’yı anma törenleri kültürel diplomasi açısından bugün eskisi kadar etkili değildir. Mevlâna’yı anma törenleri bugün kültür endüstrisinin, hızlı tüketimi ve anlık rahatlamayı motive eden yüzeyselleştirme yaklaşımı yüzünden daha ziyade gündelik turistik faaliyete dönüşmüş hâldedir. 2023’e kadar özellikle İran başta olmak üzere Doğu’nun insanlarının büyük bir hayranlık ve sevgiyle gelip ziyaret ettiği Mevlâna türbesi ve katıldığı Mevlâna İhtifalleri, Konya’yı idare eden kurumların Şiilik vb. dinî-siyasi tehdit algılarının tazyikiyle gitgide doğudan gelenleri kaybetmektedir. Buna bağlı olarak Mevlâna Anma Törenlerinin icra edildiği merkez alanlarda Konya’daki geleneksel örfî/dinî baskıdan kaçan misafirler, Konya’da daha çok otellerin bodrum katlarında ya da şehir içinde özellikle Mevlâna Türbesi çevresindeki eski Konya evlerinden bozma kafe-salon vb. karanlık mekânlarda vakit geçirmekte, bu mekânlarda çoğunlukla ekonomik girdi olarak tespit edilemeyen süreçleri tüketmektedir. 2010 yılından itibaren ise Avrupa ve Amerika kaynaklı turizm faaliyeti, Mevlâna törenleri açısından son derece zayıflamıştır.

2023 yılı ve sonrasında, merkezî bilet satış sistemine geçilerek pazarlanan törenler, 7 Aralık ilâ 17 Aralık tarihlerinde, Konya’da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü başkanlığında Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliği ile yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Konya’daki üniversiteler ile Uluslararası Mevlâna Vakfı gibi Mevlâna ve Mevlevilik ile ilgili vakıf ve dernekler de bu haftalarda programlar düzenlemektedir. Bunlar dışında özellikle İran’dan gelen turistlere yönelik olarak yine İranlı tur şirketleri tarafından otellerde etkinlikler yapılmaktadır.

Modern etkinlik biçimiyle Mevlâna Anma Törenlerinin 88 yıllık tarihi boyunca bir yönerge hazırlanmış, uygulama kriterleri ortaya konulmuş, hangi kurumların hangi maddi ve manevi katkılarla bu etkinliklerde yer alacağı detaylı olarak tespit edilmiş değildir. Törenlerle ilgili olarak 1990’lı yıllardan itibaren Valilik oluru dışında yeni bir resmî bağlam da belirlenmiş değildir. Bugün dahi hazırlığını yapan ve yürüten Kültür ve Turizm Bakanlığında bu törenler, resmen bakanlığın sorumluluk alanında bulunmamaktadır. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile 1991 yılında kurulan Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun kuruluş amaçlarında fiilen yer almaktadır. Bugüne kadar törenlerin kültür endüstrisi, şehrin turizmi, kültürel diplomasi, kültürel farkındalık ve etkileşim gücü ve benzeri alanlar açısından sonuçları ortaya konmuş ve bunlara göre stratejik planları hazırlanmış değildir.

Mevlâna’yı anma törenlerinin ülke ve şehir ekonomisine katkısı ve etkisi, bugüne kadar herhangi bir değerlendirmede yer almamıştır. Bu törenler dolayısıyla tıpkı yabancı konuklar gibi yerli ziyaretçinin ve turistin katılım oranı, beklentisi, ilgisi vd. hakkında derli toplu bir çalışma ve bu çalışmaya bağlı olarak projeler geliştirilmiş değildir.

Ülkemizin en köklü ve sivil kültür-sanat etkinliği olan Mevlâna Törenleri, 2025 yılında “Huzur Vakti” temasıyla 88.’sini icra etti. Bugün dünyada gittikçe yükselmekte olan Mevlâna sevgisinin ve ilgisinin; bu törenlerin ve bu törenleri düzenleyen kurumların, bu törenlerde yer verilen etkinliklerin önünde gittiği açıktır. Önümüzdeki yıllarda Mevlâna Törenleri burada kısaca yer verilen başlıklar ve vurgular açısından gerektiği gibi yeniden düşünülüp geliştirilmedikçe bir şehrin kendine has gündelik turistik faaliyeti olarak kalmaya devam edecektir.

  1. İhtifal sözcüğü Arapça hafl “toplamak, önem vermek” anlamındaki kök sözcükten türetilmiştir ve büyük bir kalabalıkla yapılan anma töreni anlamına gelir.

  2. Şeb-i Arus, Farsça şeb / gece ve Arapça arus / düğün, zifaf / gerdek öncesi yapılan kutlama sözcüklerinden kurulan bu tamlama “Düğün Gecesi” anlamına gelir.

  3. Mevlevi dergâhlarında ve zaviyelerinde yapılan geleneksel Şeb-i Arus İhtifalleriyle ilgili bazı bilgiler mevcuttur.

  4. Şeb-i Arus Gülbangı:

    Pîşterâ pîşterâ cân-ı men/Peyk-i der-i Hazret-i Sultân-ı men

    Vakt-i şerîf hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def‘ ola.

    Leyle-i arûs-i Rabbânî, vuslat-ı halvet-serâ-yı Sübhânî, hakk-ı akdes-i Hudâvendigârî’de an be an vesîle-i i‘tilâ-yı makâm ve füyûzât-ı rûhâniyyet-i aliyyeleri, cümle peyrevânı hakkında şâmil ü âmm ola.

    Dem-i Hazret-i Mevlânâ, sırr-ı Şems-i Tebrîzî, kerem-i İmâm-ı Alî hû diyelim hû.

  5. Özellikle İngilizce, Almanca ve Fransızca dünyada 1960 ve sonrasında Mevlâna ve görüşlerinin ilgi çekmesinde ihtifallerin etkisi çoktur.

  6. Feyzi Halıcı, (1924, Konya - 9 Ekim 1927, İstanbul), Türk şair ve siyasetçi. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünü 1950 yılında bitirmiştir. Kurduğu dernek hâlen Konya’da akrabalarının uhdesinde fakat sessiz sedasız olarak yaşamaktadır.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.