Gri Bölge Sosyal Medya #15
#15
Güvenlik ve Strateji Araştırmaları Programı30 Ağustos 2026
-Fransa’da Sosyal Medya Düzenlemesine Anayasa Engeli -Ceuta Krizi: Sosyal Medyadaki Yanlış Bilgiler Nasıl Krize Dönüştü? -ABD, Yabancı Gazetecilerin Sosyal Medya Hesaplarını İnceleyecek

Gri Bölge Sosyal Medya #15

Fransa’da Sosyal Medya Düzenlemesine Anayasa Engeli

Kaynak: AA

Fransa’da belli yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya yönelik düzenleme, Anayasa Konseyi tarafından iptal edildi. Fransa Parlamentosu’nun Temmuz 2026’da kabul ettiği yasa, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarında hesap açmasını yasaklamaya yönelikti. Düzenlemenin 1 Eylül’de, yani yeni eğitim yılının başlamasıyla birlikte yürürlüğe girmesi planlanıyordu. Lakin Anayasa Konseyi, yasanın ifade özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği açısından yeterli güvenceleri sağlamadığına hükmetti.

Yasanın temel amacı çocukları sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korumaktı. Fransa’da özellikle çocukların uzun süre sosyal medya kullanması, zararlı içeriklere maruz kalması gibi sorunlar son yıllarda gittikçe daha da fazla tartışılmaya başlanmıştı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da sosyal medya kullanımının çocukların gelişimi üzerindeki etkileri nedeniyle daha sıkı kurallar getirilmesini savunuyordu. Bu nedenle 15 yaş sınırı, hükümetin çocukların internet kullanımını düzenleme konusundaki en önemli adımlarından biri olduğunu söyleyebiliriz

Düzenlemenin kritik noktalarından biri de yaş doğrulama sistemi. Yalnızca 15 yaşından küçükler değil onların ebeveynleri de yaşlarını doğrulamak zorunda kalacaktı. Anayasa Konseyi’nin temel itirazlarından biri ise tam olarak burada ortaya çıktı. Mahkeme, yaş doğrulamanın hangi şartlarda yapılacağının ve kullanıcıların bilgilerinin nasıl korunacağının yasada yeterince açık biçimde belirtilmediğine dikkat çekti.

Mahkemeye göre bu durum, kişilerin internetteki iletişim ve ifade özgürlüğü üzerinde gereğinden fazla bir sınırlama oluşturma potansiyeli taşıyor. Çünkü bir kişinin belirli bir internet hizmetine erişebilmesi için önce kimliğini veya yaşını kanıtlamak zorunda olması, doğrudan çocukları aşan bir durum haline geliyor. Özellikle yetişkin kullanıcıların da yaşlarını doğrulamak zorunda kalması, mahremiyet konusunda yeni sorunlar ortaya çıkarma ihtimaline sahipti. En azından mahkeme böyle düşünüyor.

Burada Fransa’nın karşı karşıya kaldığı temel ikilem şudur: Çocukları sosyal medyanın zararlarından korumak isterken yetişkinlerin ve diğer kullanıcıların haklarını nasıl koruyacaksınız? Hükümet açısından çocukların güvenliği önemli bir gerekçe oluşturuyor. Fakat bunu sağlamak için kullanılan yöntemin de kişilerin özel hayatına ve ifade özgürlüğüne gereğinden fazla müdahale etmemesi gerekiyor. Anayasa Konseyi’nin kararı esas olarak bu denge üzerinde duruyor.

İşin bir diğer boyutu ise Fransa Anayasa Konseyi’nin aldığı bu kararın benzer düzenlemeyi yasalaştırma sürecinde olan diğer Avrupa ülkelerini nasıl etkileyeceği. Bu düzenleme pek çok Avrupa ülkesinin gündeminde fakat henüz tam anlamıyla kanunlaştırmış çok az ülke var. İşte böyle bir durumda düzenlemenin yasalaşma süreci diğer ülkelerde nasıl etkilenecek bazı Avrupa ülkeleri süreci yavaşlatacak veyahut durduracak mı bunu da önümüzdeki dönemde göreceğiz

Ceuta Krizi: Sosyal Medyadaki Yanlış Bilgiler Nasıl Krize Dönüştü?

Kaynak: AA

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı olan Ceuta birkaç gün içinde önemli bir göç hareketine ev sahipliği yapıyor. Fas’tan Ceuta’ya pek çok insan geçti ve geçmeye çalıştı. Güvenlik güçleri bu göç akınlarının ilk kertede önüne geçemedi fakat sonrasında asayiş sağlandı. Bu olay Avrupa içindeki göç tartışmalarını alevlendirdi. Özellikle göçmen karşıtı aşırı sağ partiler bu meseleyi yeniden gündeme taşıdılar.

Bu meselenin jeopolitik ve sosyal tarafının yanında bir de dijital boyutu mevcut. Sosyal medyada İspanya’nın sınırlarını açtığı veya insanların Ceuta’ya geçmesine izin verileceği yönünde söylentiler yayıldı. Bu paylaşımlar özellikle Fas’taki gençler arasında hızla geniş kitlelere ulaştı. Bazı kişiler sosyal medya üzerinden sınırın hangi noktalarından geçilebileceği konusunda bilgi paylaşırken, bazı videolar da kısa sürede çok geniş kitlelere ulaştı.

Sosyal medyanın rolü olayın ardından daha da belirginleşti. Ceuta’dan gelen görüntüler çok kısa sürede Avrupa’da yayıldı. Özellikle insanların denizden İspanya’ya geçmeye çalıştığı görüntüler, bazı siyasi çevreler (özellikle aşırı sağ çevreler) tarafından göçmen karşıtı söylemleri desteklemek için kullanıldı.

Bu krizin ardından Rusya bağlantılı sosyal medya hesaplarının aşırı sağ söylemleri yaydığına ilişkin bir analiz ortaya çıktı. 411 adlı dezenformasyon araştırma grubuna göre, Rusya’nın askeri çevreleriyle bağlantılı olduğu belirtilen bazı hesaplar, Ceuta’daki olayları organize bir saldırı şeklinde göstermeye çalıştı. Bu içeriklerin bir kısmı yedi farklı dile çevrilerek yayıldı ve yalnızca altı saat içinde 720 binden fazla görüntülenmeye ulaştı.

Burada Rusya’nın amacı muhtemelen şuydu: Göçmenlerin sınırları ihlal ettiği videoları paylaşarak oldukça manipüle edilmeye açık bir konu olan göçmen meselesi üzerinden aşırı sağ partilere yeni söylem sahaları oluşturmak. Çünkü biz biliyoruz ki Rusya, Avrupa’daki aşırı sağ partiler ile iyi ilişkilere sahip. Bu partiler de rakiplerine göre Rusya’ya karşı daha ılımlı politikalar uygulanmasını savunuyorlar.

En nihayetinde Ceuta’daki olayların tamamının Rusya tarafından organize edildiğini söylersek iddialı bir tutum sergilemiş oluruz. Bunun için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor. Araştırmalar, insanların sınırı geçmeye yönelik sosyal medya paylaşımlarının büyük ölçüde bireysel hesaplardan yayıldığını ve göçmenlerin kendi aralarında bilgi paylaşarak hareket ettiklerini gösteriyor. Rusya bağlantılı olduğu belirtilen hesapların rolü ise daha çok olay başladıktan sonra ortaya çıkan siyasi anlatıların yayılmasıyla ilgili görünüyor.

ABD, Yabancı Gazetecilerin Sosyal Medya Hesaplarını İnceleyecek

Kaynak:AA

ABD yönetimi, ülkeye çalışmak için gelmek isteyen yabancı gazetecilerin sosyal medya hesaplarını daha yakından incelemeyi planlıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, yabancı medya çalışanlarının vize başvurularında sosyal medya hesaplarının incelenmesini öngören bir uygulamaya geçiyor. Haber, muhafazakar yayın kuruluşu The Daily Signal tarafından yayımlanan ve kurum içi bir belgeye dayandırılan bir habere dayanıyor. Dışişleri Bakanlığı belgenin ayrıntılarını doğrulamadı ancak sosyal medya incelemelerinin yapıldığını kabul etti.

ABD yönetiminin kullandığı ifade online presence vetting. Yani çevrimiçi varlık taraması ve aslında bu tamamen yeni bir uygulama değil. Biliyoruz ki Trump yönetimi daha önce de birçok vize türü için başvuru sahiplerinin sosyal medya hesaplarının incelenmesini öngören politikalar geliştirmişti. Yeni adım ise bu uygulamanın yabancı gazetecileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Kanada ve Meksika’dan gelen bazı çalışanların başvuruları da yeni inceleme kapsamına alınacak.

ABD yönetimi bu uygulamanın gerekçeleri olarak ulusal güvenlik ve kamu güvenliği gibi durumları öne sürüyor. Dışişleri Bakanlığı, ülkeye giriş yapmak isteyen yabancıların ABD yasalarına uyup uymayacağını ve güvenlik açısından tehdit oluşturup oluşturmadığını değerlendirmek için farklı yöntemler kullanıldığını ifade ediyor. Bakanlık ayrıca bu incelemelerin dolandırıcılığı önlemek ve vize başvurularını daha kapsamlı değerlendirmek amacı taşıdığını ekliyor.

Fakat konu gazeteciler olunca biraz daha farklı boyuta geçiyoruz. Çünkü gazeteciler genellikle siyasi yorumlar, eleştiriler veya hükümet politikalarına yönelik paylaşımlar yapıyorlar. Bu da gazetecinin siyasi görüşünün dolaylı yoldan da olsa ülkeyi girişini etkileyecek faktörlerden olacağını gösteriyor. Uygulamanın asıl amacının ve can alıcı noktası bu olacak gibi duruyor.

Trump yönetiminin en büyük vaatlerinden biri ülkeye giriş çıkışların denetiminin daha sıkı uygulanacağıydı. Bunu genel olarak güvenlik hassasiyetleri üzerinden açıklıyorlardı. Bu son uygulama bu denetimininin daha da sıkılaşacağını gösteriyor. Fakat iş güvenlik boyutunun da üstüne çıkıp farklı siyasi görüşleri de kısıtlamaya doğru gidiyor. Bu da ifade özgürlüğü bağlamında tartışılıyor.

Burada dikkat çekici olan nokta, sosyal medyanın kişinin kamusal davranışlarının bir kaydı olarak devlet tarafından kullanılmaya başlanmış olması. Yani sosyal medya hesapları da devletin birincil kaynaklarından bir olmuş vaziyette Bir kişi sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle doğrudan suç işlememiş olabilir. Ancak devlet, bu paylaşımları kişinin ülkeye kabul edilmesi açısından bir risk göstergesi olarak görebiliyor.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.