Gri Bölge Sosyal Medya #8
#8
Güvenlik ve Strateji Araştırmaları Programı28 Nisan 2026
-Starmer’in Sosyal Medya Açıklamaları -Trump’ın Tartışmalı Hz. İsa Paylaşımı ve Papa Leo -İran-ABD Görüşmelerinde Sosyal Medya Nasıl Diplomatik Bir Araca Dönüştü ile Gerilimi

Gri Bölge Sosyal Medya #8

Starmer’in Sosyal Medya Açıklamaları

İngiltere Başbakanı Keir Starmer sosyal medya özelinde son dönemde önemli açıklamalarda bulundu. Sosyal medya platformlarının güvenlik alanındaki artan önemli rolüne dair teknoloji şirketlerinin temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Londra’da Downing Street’te gerçekleştirilen toplantıda TikTok, Google ve Meta gibi piyasanın hakimi olan şirketlerin yöneticileri ile bir araya geldi. Görüşmelerde özellikle çocukların ve gençlerin sosyal medya kullanımına dair mevcut ve potansiyel riskler ele alındı.

Kaynak: AA

Bu toplantıda Başbakan Starmer mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını ve bu noktada sosyal medya platformlarının daha fazla inisiyatif alması gerektiklerini belirtti. Hükümetin gündeminde, 16 yaş altındaki kullanıcılar için sosyal medya kullanımına yönelik kısıtlamalar var. Bunun yanı sıra platformların kullanıcıları daha uzun süre çevrimiçi tutmaya yönelik tasarım özellikleri de bir diğer tartışma konusuydu.

Starmer, yaptığı açıklamalarda mevcut önlemlerin ve regülasyonların yetersiz olduğunu vurguladı. Sosyal medya platformlarının sunduğu ebeveyn kontrolü, ekran süresi sınırlamaları ve içerik filtreleme mekanizmalarının daha etkili hale getirilmesi gerektiği belirtildi. İngiliz hükümeti özellikle siber zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma ve aşırı ekran kullanımının etkileri gibi konuların altını ciddi bir şekilde çiziyor.

Açıklamalarda, platformların içerik denetiminin de yanında kullanıcı davranışını şekillendiren tasarım ve algoritma tercihleri konusunda da sorumluluk taşıdığı ifade edildi. Özellikle çocukların dijital ortamlarda karşılaştığı risklerin azaltılması için daha kapsamlı önlemler üzerinde duruluyor

Başbakan Starmer’in yakın zamanda yaptığı bir diğer açıklamada sosyal medyadaki sonsuz kaydırma (infinite scrolling) özelliği hakkındaydı. Bu özelliğin kullanıcıların özellikle genç yaştaki kullanıcıların uygulamalarda geçirdiği süreyi oldukça fazla bir şekilde artırdığını ve zihinsel ve fiziksel pek çok tahribata neden olduğu düşünülüyor. Starmer, özellikle TikTok ve Instagram’daki bu kaydırma (reels) özelliğinin oldukça yaygın olduğu ve bu durumun sonsuz olmaktan çıkarılıp belli bir sınırlamaya tabi tutulması gerektiğini belirtti.

Keir Starmer’in kısa sürede yaptığı bu üç açıklama sosyal medyanın Başbakan’ın gündemindeki en önemli konulardan biri olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Bu mevzu sadece İngiltere’nin de gündeminde değil. Son dönemde pek çok Avrupa ülkesinde 16 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişimlerinin kısıtlanmasına dair yasalar yürürlüğe girmeye başladı ve daha pek çok ülkede de konuşulmaya başlandı.

Sosyal medyanın ve daha geniş çerçevede dijital dünyanın hayatlarımızın daha da merkezine yerleşmeye başladığını ve sadece bireysel anlamda değil kamusal alanın da merkezi unsurlarından biri haline geldiğini söyleyebiliriz. Bu durum devletlerin sosyal medya platformlarına karşı daha kontrolcü bir tavır takınmasına sebebiyet veriyor. Devletler buraları kısmi ölçüde denetlenmesi gereken alanlardan ziyade kontrol edilmesi, şekillendirmesi ve doğrudan müdahale edilmesi alanlar olarak görüyor. Özellikle bir Başbakanı’nın platformlardaki kaydırma özelliğine varacak derecede müdahil olma çabası bu konuda devletlerin ne kadar ciddi olduğunu bizlere gösteriyor.

Starmer’in vurguladığı önemli noktalardan birisi sorumluluk ifadesi. İngiliz Başbakan yaptığı çağrı ile platformlara ve şirketlere belli başlı mesuliyetler ve sorumluluklar yüklüyor. Şirketlerin devletlerle birlikte çalışması gerektiğini ve devletlere bu noktada yardımcı olması gerektiğinin altını çiziyor.

Tüm bunları birlikte düşündüğümüzde devletlerin artık bu meseleye özgürlükçü bir perspektiften değil de daha güvenlikçi bir noktadan baktığını ve meseleyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele aldığını söyleyebiliriz. Özellikle bu güvenlikçi tavrın normatif meşruiyetlerinin özgürlük üzerinden temellendiren Avrupa ülkelerinden gelmesi ise hem samimiyet noktasında bir soru işareti oluştururken hem de dünyanın kısa sürede ne denli hızlı bir şekilde değiştiğini gözler önüne seriyor

Trump’ın Tartışmalı Hz. İsa Paylaşımı ve Papa Leo ile Gerilimi

Abd Başkanı Donald Trump kendi sosyal medya platformu olan Truth Social’da paylaştığı bir görsel oldukça ses getirdi. Trump, yapay zeka ile oluşturulmuş bir görsel paylaştı. Görselde kendisi, Hz. İsa’yı andıran bir şekilde tasvir ediliyordu. Bir kişiye dokunduğu ve adeta onu iyileştiriyormuş gibi gösterildiği bu paylaşım kısa sürede tartışma konusu oldu.

Paylaşımın ardından özellikle dindar kesimlerden tepkiler geldi. Bazı kullanıcılar, Trump’ın kendisini bu şekilde dini bir figürle ilişkilendirmesini saygısız buldu. Tepkilerin büyümesi üzerine Trump söz konusu gönderiyi kaldırdı. Daha sonra yaptığı açıklamada ise görselin yanlış yorumlandığını, aslında kendisinin bir iyileştirici ya da doktor gibi gösterilmek istendiğini söyledi.

Bu tartışmalı paylaşım tam da Trump’ın Papa Leo XIV ile gerilim yaşadığı ve karşılıklı söz münakaşasına girdiği bir dönemde denk geldi. Bu da gerilimin boyutunu daha da üst seviyeye çıkardı. Papa’nın son dönemde savaş karşıtı ve daha uzlaşmacı mesajlar vermesi, Trump’ın daha sert siyasi söylemleri ile çakıştı. Bu görüş ayrılıkları, Trump’ın dini semboller içeren paylaşımlarının daha fazla tartışma yaratmasına sebebiyet verdi.

Trump’ın yardımcısı Vance ise Trump’ın bu paylaşımının bir şaka olduğunu Vatikan’ın kendi işlerine odaklanması gerektiğini söyledi.

Donald Trump’ın bu paylaşımı her şeyden önce bize sosyal medyanın insanlara ulaşmada ve gündemi belirleme noktasındaki gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu paylaşım yapay zeka ile yapılmış bir paylaşım. Muhtemelen üretimi dakikalar içinde yapıldı ve dakikalar içinde milyonlarca insana ulaştı. Bu da sosyal medyanın teknolojik altyapı ile birleşince nasıl bir güç ürettiğini ve kitleleri nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

Donald Trump’ın kendini Hz. İsa figürünün yerini koyduğu ve sözde şifa verdiğini sembolize eden bu görsel daha çok kendi oy tabanından olan dindar Hristiyan seçmenler tarafından tepki gördü. Trump’ın en güçlü destekçilerinden biri olan dindar seçmen kitlesi, bu denli güçlü bir dini sembolün bu şekilde kullanımı konusunda hassas oldukları net bir şekilde anlaşıldı.

Tepkiler ciddi bir boyuta ulaşınca Trump da bu görseli sildi veyahut silmek zorunda kaldı. Özellikle tüm bu olanların üstüne Katolik Hristiyanlığın lideri Papa ile olan tartışma da eklenince Trump’a gelen tepki ve eleştirilerin boyutu çok daha üst seviyeye ulaştı. Meseleyi Trump’ın son dönemdeki İsrail’e verdiği koşulsuz destek nedeniyle kendi kitlesinin kayda değer bir kısmından gelen eleştiriler bağlamında düşününce paylaşımın tepki çekmesi oldukça normal gibi duruyor.

Bu paylaşım tabi bize Trump’ın siyaset ve liderlik yapma tarzı hakkında da bir şeyler söylüyor. Trump’ın siyaseti büyük ölçüde semboller, güçlü imgeler ve dikkat çekici çıkışlar üzerine kurulu. Sosyal medya da bu güçlü sembol ve imgelerin en kitlesel ve etkili kullanılacağı mecralardan biri.

Bu tarz, destekçileri konsolide etmede etkili olabilirken aynı zamanda kontrol edilmesi zor krizler de üretebiliyor. Bu olayda olduğu gibi sembolik bir görsel, kısa sürede politik bir tartışmaya dönüşebiliyor.

Ezcümle, sosyal medya günümüz politik, kamusal ve sosyal tartışmaların ana mekanlarından biri geldi. Burada üretilen içerikler ve söylemler teknolojinin de gücü ile birleşince kitlelerin gündemini belirleyen en önemli araçlardan biri haline geliyor. Trump’ın bu paylaşımı da bunun en taze örneklerinden biridir.

İran-ABD Görüşmelerinde Sosyal Medya Nasıl Diplomatik Bir Araca Dönüştü ?

ABD ile İran arasındaki müzakereler sık sık sekteye uğrasa da yeniden devam ediyor. Sıcak çatışmanın ateşkes ile sona ermesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açıp yeniden kapatması ve İsrail’in Lübnan’ı vurmaya devam etmesi ile ilerleyen süreç diplomasinin de pek çok farklı boyutunun kullanılmasına vesile oluyor.

Kaynak: AA

ABD-İran arasındaki diplomatik görüşmeler bundan önce aşina olduğumuz diplomatik görüşmelerden ayrışan bir tarafa sahip. Müzakereler sadece kapalı kapılar ardındaki masalarda değil aynı zamanda sosyal medya üzerinden de yürütülüyor. Özellikle Donald Trump’ın yaptığı açıklamalar, çoğu zaman resmi diplomatik açıklamaların önüne geçiyor ve sürece dair algının istikametini çiziyor.

Bu müzakere sürecinde liderlerin ve karar alıcıların anlık mesaj ve paylaşımlarla kamuoyuna bilgi veriyor. Bu mesajlar bazen görüşmelerin ilerlediğini veyahut sekteye uğradığını ima ederken, bazen de askeri seçeneklerin masada olduğunu hatırlatıyor.

İran tarafı da sosyal medyayı oldukça etkin kullanıyor. Özellikle savaş başladığından beri resmi veyahut resmi kanallara yakın hesapların algı ve bilgi savaşında etkin kullanıldığını biliyoruz. Müzakere sürecinde de İran tarafının tutumu ve mesajları yine bu mecralardan kamuoyuna aktarılıyor.

Haberde dikkat çeken bir diğer nokta ise şu: Dijital iletişimin devletler arası süreçlerin yanında iç politika aracı olarak da kullanılması. Trump’ın paylaşımları yalnızca İran’a mesaj vermek için değil aynı zamanda kendi seçmen kitlesine güçlü lider imajı sunmak ve savaşı kazandığını Amerikan halkına inandırmak işlevi de görüyor. Bu nedenle sosyal medya, dış politika ile iç siyasetin birleştiği bir alan haline geliyor.

Bu da sosyal medyanın hayatımızda ne kadar merkezi bir yere geldiğini ve uluslararası ilişkiler için de ne kadar önemli bir araç olduğu gösteren son dönemdeki örneklerden biri oldu. Kamusal alanın da ana akım medya platformlarından sosyal medya mecralarına kaydığını da gösteren bir diğer örnek oldu.

İşin bir diğer boyutu ise bu mecralardan yapılan açıklamaların resmi açıklamalara kıyasla ne denli güvenilir olup olmadığıdır. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamalar her ne kadar resmi hesaplardan yapılırsa yapılsın bağlayıcılığı olan gerçek bir açıklama mı yoksa belli bir stratejinin parçası olarak yapılmış bir açıklama mı olduğu pek çok durumda muğlaktır. Bu da büyük bir bilgi kirliliğinin ve karmaşık bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.

Paylaş
XLinkedInWhatsApp
Bültene abone olun

Yeni yayınlar ve etkinlikler e-postanıza gelsin.