Mali’de Radikalizmin Dinamikleri ve Farklılaşan Tezahürleri

Ömer T. Erdoğan yazdı.

Sahel hattının kritik ülkesi Mali’de Nisan ayı itibariyle artan saldırılar, Afrika kıtasının halihazırda yaşadığı çok katmanlı güvenlik krizinin niteliğinde önemli bir değişime işaret ediyor. Radikal grupların gösterdiği süratli ve daha öncesinde tesadüf edilmemiş şekilde kapsamlı hareket kabiliyeti, askeri üslere yönelik koordineli operasyonlar, güvenlik bürokrasinin üst kademe isimlerine yönelik suikastler1 ve başkent Bamako için kritik önemi haiz lojistik akışı hedef alan baskılar silahlı grupların artık yalnızca taşra hakimiyetine odaklı tehdit olma vasfından sıyrılıp bizzat merkezde konuşlanarak rejimin devlet mekanizmasını devirebilme potansiyelini taşıyan aktörlere dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle başkente uzanan yakıt hatlarının hedef alınması2, Mali’de savaşın coğrafyasının değiştiğini ispat ediyor. Çatışma artık yalnızca taşra bölgelerinde değil, devletin kalbinde hissediliyor.

Saha pratiğindeki bu keskin dönüşümü anlamak için müracaat edilen klasik ihraç ürünü terörizm çerçevesi yetersiz kalıyor. Bu bağlamda Mali’deki çatışma dinamiklerini sağlıklı şekilde tahlil edebilmek için odağın, doğrudan doğruya hükümetin politikalarına değil, silahlı İslamcı örgütlerin ortaya çıkışını hazırlayan tarihsel ve toplumsal zemine, geçirdikleri dönüşüme ve yerel meşruiyet üretme biçimlerine yöneltilmesi gerekmekte. Mali’de silahlı İslamcı hareketlerin yükselişi bütünüyle ithal edilmiş ideolojik akımların sonucu değil. Bilakis bu hareketler, uzun süredir çözülemeyen yerel kırılmaların, etnik rekabetlerin ve sömürge sonrası dönemde ülke sathında egemenliği tahkim edilmeye çalışılan kısıtlı devlet otoritesinin yarattığı şartlar sebebiyle meydana gelmiş durumda.

Mali’de İslam’ın toplumsal rolü bu tabloyu anlamak için merkezi ehemmiyet taşıyor. İslam Mali başta olmak üzere bütün Sahel hattında güçlü bir toplumsal beraberlik duygusunu temellendirme fonksiyonuna sahip. Sufi tarikatlar, özellikle kırsal alanlarda sadece dini değil aynı zamanda sosyal ve ekonomik ilişkilerin de ana aksını teşkil etmekte. Ancak bu yapının formu dış faktörlerin etkileri ve farklılaşan dini yorumlar sebebiyle homojen bir vasfa bürünemiyor. Buna ilave olarak son otuz yılda global seviyede irtifa kazanan Selefi ağların paralel şekilde ülkede alan kazanması3, bölge nezdinde yeni sayılabilecek dini yorumlar ve bu yorumların çeşitli toplumsal katmanlarda karşılık bulması, Mali’de dine dair söylemleri daha rekabetçi hale getiriyor. Bu durum, yerel kültürün içine sinmiş otoriteye yönelik mevcut kabulleri tartışmaya açıyor ve yeni aktörlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

2012’de ülkenin yaşadığı türbülans bu sürecin dönüm noktası olması itibariyle ziyadesiyle kritik. Pratik siyaseti aşan kırılma ile beraber Mali başta olmak üzere bütün Sahel hattında toplumsal ilişkilere yönelik denklemler yeniden tanımlandı. Merkezi devlet sahada ve kitlelerin zihinlerinde hakimiyet inşa edebilme imkanını kademe kademe kaybederken birtakım dini aktörler manevi rehber vasıflarına siyasi meşruiyeti temin edebilme kudretini eklediler. Bu süreçte silahlı İslamcı yapılar da kendilerini “kavramsal olarak devlet karşıtı” olmaktan ziyade “alternatif düzen kurucu” olarak takdim etmeye başladı.

Bu bağlamda Mali'deki cari radikalizm, terör veya devlet-dışı aktörler gibi kavramların stereotip çağrışımlarından ayrışıyor.. Bu itibarla sahada faal olan İslamcı grupların nitelikleri ve davranış farklılıkları aynı kategorinin içinde değerlendirilmeleri ihtimalini imkansız kılıyor. Bir tarafta yerel toplumsal ağlarla sıkı bağ kuran ve yerel adalet ve asayiş mekanizmalarını işletmek suretiyle meşruiyet elde eden yapılar mevcut. Diğer tarafta ise küresel cihat doktrininin ideolojik çerçevesine bağlı, ulusal sınırları aşan hedeflere sahip bir mücadele tahayyülü baskın vaziyette. Sahada rekabet halinde olan ekollerin kesiştiği örnek JNIM. Halihazırda merkezi devlete meydan okuma gücüne sahip olan JNIM’in başarısı, El Kaide’nin klasikleşmiş küresel söylemini Sahel’in yerel gerçekliğine tercüme edebilmesinde yatıyor. Örgüt, ideolojik sadakatini kendisini yerel sınırların dar dünyasından çıkarmak hedefine binaen kullanırken saha gerçekliğinde toplumsal aidiyete ve aşinalığa yatırım yapıyor. Köylerde boy gösteriyor, aşiretler arası ihtilaflara müdahil oluyor, ticaret yollarını denetliyor, vergi topluyor ve zaman zaman asayişi temin ediyor. Bu yüzden JNIM, merkezi tehdit eden silahlı bir örgüt olmanın ötesinde halkla kurduğu ilişki bağlamında kendi egemenliğine dair rızayı üretebiliyor, tahkim edebiliyor.

Bu model, DEAŞ’ın bölgedeki yapılanmasından önemli ölçüde ayrışıyor. DEAŞ normatif kabullere olan sıkı bağlılığı ve lokal seviyenin şartlarını görmezden gelen tavrı4 sebebiyle tekfir edici bir yaklaşım bütününü ortaya koyarken, JNIM yerel aktörleri pazarlıklar vasıtasıyla politik hayata davet edebiliyor. İki grubun davranış tarzlarındaki fark Sahel hattında coğrafi genişleme ve yerel kitleler üzerinde nüfuz kurabilme potansiyelleri bakımından birbirinden bütünüyle farklı ihtimallere kapı aralıyor.

Bu noktada etnik grupların konumu belirleyici hale geliyor. Kuzey bölgelerinde yoğunlaşmış şekilde yaşayan Tuaregler, Mali devletinin tarihsel olarak en problemli ilişkiye sahip olduğu topluluk vasfını haiz. Sömürge öncesi dönemde ve Fransız kolonyalizmi sürecinde merkezi yapılarla ilişkileri bağlamında gevşek bir idari yapı içinde yaşamış olan Tuaregler, bağımsızlık sonrası dönemde Bamako merkezli devlet otoritesi inşa etme teşebbüslerine karşı özerk hatta duruma göre müstakil bölge (imkan dahilinde konfederatif devlet) olma hedefleri ile biliniyorlar. Bu sebeple Tuareg isyanlarının esasında dini taleplerden ziyade cari durumun idari ve siyasi açıklığa kavuşturulması arzusu yatıyor. Gerilimli ilişkinin bir nihai çözüme kavuşturulamaması sebebiyle ortaya çıkan ve hacmi giderek artan şiddet sarmalı Tuaregler arasında güçlü destek zemini bulmuş birtakım örgütlerin doğmasına zemin hazırladı. Azavad bölgeciliği-milliyetçiliği fikri etrafında birleşen bu örgütlerin nicel bakımdan güçlerin birlikteliği ve nitel bakımdan ise alternatif bir merkezi otoriteyi inşa etme çabasının neticesi ‘Azavad Kurtuluş Cephesi’ oldu.5

Sahel hattının tarihsel süreçlerinin ve kültürel müktesebatın vaz ettiği sabit kimlikler,aidiyet duyguları, dayanışma-zıtlaşma refleksleri ve bunlardan hasıl olan münasebetler zinciri sahadaki gerçekliğin değişen ve dönüşen varlığı tarafından ağır bir imtihana tabi tutulmakta ve politikanın tabiatı icabı gösterilmesi gereken konjonktürel pragmatizm saf manada ideolojik örgütlenme ihtimallerinin önünde engel teşkil etmektedir. Saha gerçekliğini ön plana alan yaklaşımlar ve ittifak siyasetinin doğal sonucu olarak Tuareg gruplar JNIM gibi yapılarla ortak menfaatlerde buluşma, merkezi hükümet ve batılı müttefikleri ile mücadelede birbirlerinin yükünü hafifletme gibi fiillere yönelmiş durumdalar.6 Buradan hareketle mevcut ilişki düzeyinin bir kimlik ortaklığından değil, stratejik mecburiyetten doğduğu kolaylıkla ifade edilebilir. Bu sebeple münasebetin JNIM tarafında bulunan ve örgüt içinde ciddi bir yekunu teşkil eden Fulaniler ziyadesiyle ehemmiyet arz ediyor. Genel itibariyle taşra bölgelerinde hayatını idame ettiren Fulaniler, kendi içlerinde örgütlenme ve yerleşme ihtimallerine göre farklılıklar arz etmekle beraber genel olarak geçimlerini tarım ve hayvancılık minvalinde sürdüren bir topluluk. Bahsi geçen geçim pratikleri Fulanileri feodal anlam ve formlarda birbirlerine karşı rekabetçi alanlara sürüklüyor. Bamako merkezli devlet mekanizmasının bu ilişkiler bütününü yönetme noktasındaki yetersizliği bölgedeki çatışma atmosferini ziyadesiyle besliyor. Mezkur ortamda JNIM gibi militanlarını yerel hayatın olağan akışından devşiren, işlettiği dini mahkemeler veya hakemlik mekanizmaları ile ihtilaf halindeki fertler ve gruplar arasında adaleti tesis etme iddiası taşıyan JNIM gibi devlet-dışı aktörler kolayca kabul görebiliyor. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus ideolojik kimliklerin iddia edilenin aksine yerel düzeyde örgüt içi dengeleri yönetme ve halkla ilişkileri yönlendirme kapasitelerinden mahrum olması.

Devlet-dışı aktörler tarafından yerel seviyede hakimiyet kabiliyeti sürekli sınanan merkezi hükümetin bahsi geçen yapısal problemleri, ani ve kısa vadeli hedeflere binaen ortaya konan dış siyaset hamleleri ile daha da kırılgan hale gelmekte. 2010’lu yıllarda Fransa, Paris ile ilişkilerin gerilimini7 müteakiben ise Rusya8 ile kurulan müttefiklik hallerinin sebep olduğu sert dönüşümler devlet mekanizması dahilindeki dengeleri sarsıyor. Bahsi geçen müttefiklerin yerel dokunun mahremiyet ve emniyet algılarını ihlal eden faaliyetleri ve gerçekleştirdikleri katliamlar halkın nezdinde sükut-u hayale, kırgınlıklara ve en önemlisi öfkeye sebep oluyor. Toplumsal seviyede hasıl olan bütün bu reaksiyon zinciri adlarını zikrettiğimiz devlet-dışı aktörlere çeşitli niteliklere sahip alanlar açıyor.

JNIM'in başkent Bamako’yu kademe kademe kuşatan ilerleyişi ve ele geçirdiği bölgelerde yapılanabilme becerisi göstermesi, bu yapısal hakikatin en görünür hali. Mezkur müttefiği ile ortak halde yürüttüğü taktiksel hamleler bütünü Bamako hükümetinin lojistik kapasitesini hedef alan, ekonomik tedavülü inkıtaya uğratan ve merkezi yavaş yavaş yoran bir stratejik aklın işlediği hakikatini ispat ediyor. Bu durum Mali devletinin karşı karşıya olduğu krizin sadece askeri alana mahsus olmadığını gösteriyor. Merkezi rejim ekonomik, politik ve sosyolojik kategorileri içine alan bir krizler bütünüyle karşı karşıya. Bu krizlerin ortaya çıkardığı boşlukta silahlı aktörler sadece korku yoluyla değil, teklif ettikleri fonksiyonel kabiliyetler vasıtasıyla da güç kazanıyor.

Netice itibariyle bugün Sahel’de yaşanan dönüşümün esası yeni egemenlik biçimleri ortaya koyan grupların askeri kapasiteye dayanan mekanizmalar vasıtasıyla icra ettikleri çeşitli faaliyetlerde yatıyor. Burkina Faso, Nijer ve hatta kıyı Batı Afrika ülkelerinde de benzer dinamikler vücut buluyor ve günden güne gelişiyor. Bu nedenle Mali’deki kriz yalnızca ulusal sınırların içerisinde vuku bulan bir güvenlik meselesi değil; Batı Afrika’nın gelecekteki siyasal düzenine dair çok ciddi bir kırılmanın portresi.


1. BBC News. “Mali Defence Minister Killed in Rebel Attacks, Reports Say.” BBC News. Accessed July 2, 2026. https://www.bbc.com/news/articles/c5yvy7v66ndo

2. African Security Analysis. “Strategic Interdiction of Fuel Supply Lines and Hostage Leverage by JNIM.” January 31, 2026. Accessed July 2, 2026. https://www.africansecurityanalysis.com/updates/strategic-interdiction-of-fuel-supply-lines-and-hostage-leverage-by-jnim

3. Charles, Miles, and Liam Karr. “Salafi-Jihadi Areas of Operation in West Africa: Interactive Map and Campaign Analysis.” Critical Threats Project, November 24, 2025. https://www.criticalthreats.org/analysis/salafi-jihadi-areas-of-operation-in-west-africa-interactive-map-and-campaign-analysis

4. Al Jazeera. “ISIL Doubled Territory It Controls in Mali in Less than a Year: UN.” August 27, 2023. https://www.aljazeera.com/news/2023/8/27/isil-doubled-territory-it-controls-in-mali-in-less-than-a-year-un

5. BBC News. “Who Are the Azawad Liberation Front in Mali?” Focus on Africa. May 21, 2026. https://bbc.com/audio/play/p0nmk1l3

6. France 24. “‘A Common Enemy, but Not a Common Project’: A Fragile Jihadist-Separatist Alliance in Mali.” May 1, 2026. https://www.france24.com/en/africa/20260501-common-enemy-but-not-common-project-fragile-jihadist-separatist-alliance-in-mali

7. International Center for Transitional Justice. “Mali: Military Government Breaks Defense Accords with France.” May 3, 2022. https://www.ictj.org/latest-news/mali-military-government-breaks-defense-accords-france.

8. Egbejule, Eromo, and Pjotr Sauer. “Russia Claims Its Africa Corps Group Prevented Coup in Mali After Rebels Seize Towns.” The Guardian. April 28, 2026. https://www.theguardian.com/world/2026/apr/28/russia-claims-its-africa-corps-group-prevented-coup-in-mali-after-rebels-seize-towns

Gri Bölge
16 Temmuz 2026
Ömer T. Erdoğan